Okumuş olduğum ilk felsefe üzerine kitaptı. Kitap her ne kadar roman diye geçse de kitabın roman olduğuna kanıp sürükleyicidir hemen bitiririm diye düşünmeyin. Çünkü kitap hem kalın (benim okuduğum yayında 579 sayfa) hem de konusu itibariyle bol bol düşünmeye sevk ettiği için zamanınızı alacak türden bir kitap. Yani sadece roman okuyucularının okumasını tavsiye etmem. Kitabı yarıda bırakabilirler. Kitap temelde felsefe tarihini dönemler ve kişiler üzerinden anlatıyor. Roman kısmı üzerine inşa edilmiş. Bu yüzden romanlarda arayacağınız olay örgüsü, karakter tahlili vb beklentilerine boşuna girmeyin. Karakterler genel olarak felsefe tarihini anlatmak için bir araç olarak kullanılmış. Kitabı okurken bol bol düşünme araları vermenizi tavsiye ederim. Çünkü roman gibi aralıksız okursanız kitabın amacından sapmış olacağınız kanaatindeyim. Kitabın amaçladığı size 15 yaşındaki bir kızın gözünden felsefeyi sorgulatmak. Sorgulayabilmek için de bu kadar yoğun olarak felsefenin bahsedildiği bir romanda aralar vermek gerekiyor. Eğer kitabı ara vermeden okursanız yazarın yapmış olduğu incelemeleri tekrar etmiş olursunuz. Önemli olan sizin bunlar üzerine bireysel düşünmeniz. Her ne kadar zaman alsa da ben kitabı büyük bir keyifle okudum. Siz de düşünmeyi, sorgulamayı seven bir insansanız felsefeye başlangıç türünde bir kitap arıyorsanız bu kitabı okuyun derim. Şimdi kitap üzerine yapılan eleştirilerden bahsetmek istiyorum:
1) Kadir Tribbiani adlı okurun eleştirisi. Roman yönünden zayıf olması.
Bu eleştiriye katılıyorum fakat kitabın temel amacı felsefe tarihini anlatmak olduğu için üzerinde çok da durulacak bir eleştiri olduğuna inanmıyorum. Ayreten romandaki karakterler hakkında fazla bilgi verilmemesiyle başarılı bir gizem oluşturulmuş. Şahsen kitap boyunca bu işin sonu nereye
Sofi'nin DünyasıJostein Gaarder · Pan Yayıncılık · 199543,7bin okunma
İncelemeye geçmeden önce Orhan Kemal’den bahsetmek istiyorum. Orhan Kemal’in diğer başka kitaplarını da okumuş biri olarak Orhan Kemal’in yazarlıktaki bu başarısı bu kitaba özel değil. Orhan Kemal çevresindekileri çok iyi gözlemleyen ve duru bir dille bu gözlemlerini çok gerçekçi bir şekilde yansıtan çok büyük bir yazarımız.Bu sebeple yaşamdan kesitler izlemek istiyorsanız Orhan Kemal’i okuyun derim.
Orhan Kemal karakterleri öylesine gerçekçi işlemiş ki sanki cezaevinde yaşananlara an be an izleyerek tanık oluyorsunuz. Karakterlerin mutluğu mutluğunuz, açlığı açlığınız oluyor. Kitap sefaletin, insan ilişkilerinin çarpıcı bir öyküsünü ele alıyor. Bolca diyalog içeren kitabı çok hızlı okuyabilirsiniz. Zaten türü hikaye olduğundan akıp gidiyor. Eğer karşınıza çıktıysa ve okuma isteğiniz geldiyse başlayacağım başka kitaplar da vardı bunu sonra okurum diye ertelemeyin derim çünkü bu çerez niyetine okuyacağınız türden bir kitap.
Keyifli okumalar dilerim.
72. KoğuşOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20247,5bin okunma
Bu romanı ilk defa ortaokul zamanlarında elime almıştım. Fakat çok sıkılıp yarıda bırakmıştım. Çünkü ben kitabın ismine kanıp masal türünde hayvanların maceralarının geçtiği bir kitap bekliyordum. Aradan geçen uzun zamandan sonra bu meşhur kitaba tekrar başlamaya karar verdim. Tabi artık kitap hakkındaki beklentilerim de değişmişti. :D Kitabı bir gün içerisinde bitirdim. Son derece akıcı bir kitaptı.
Kitap kendisi bir solcu olan George Orwell’in Stalin iktidarı eleştirisini alegorik bir şekilde yaptığı eserdir.Yazar alegoriyi hayvanlar üzerinden yapmış. Yani kitap aynı zamanda bir fabl. Hayvanların karakteristik özellikleri kitaptaki rollerini etkilemiş.Örneğin kitaptaki yönetici sınıf domuzlar. Ben domuzların neden yönetici sınıf seçildiğini düşününce iki sebebe vardım:
1)Domuz kelimesi insanlar için kullanıldığında olumsuz çağrışımları belirtmek için kullanılır. Yazar Stalin’i taşlamak için bu kitabı yazdığından amaca uygun bir seçim oluyor.
2)Domuzların zeki hayvanlar olması. Bu bilgiye şaşırabilirsiniz ki ben de şaşırdım. Fakat yüzeysel bir araştırma yapınca yapılan deneyler sonucunda domuzların köpekler kadar zeki hayvanlar olduğu ortaya çıkmış.
Bir diğer hayvanımız köpek. Köpekler de mamasını verene sadık olan, onu kollayan özelliğiyle kitapta yerini almış. Ben köpeklerin kolluk kuvvetlerini temsil ettiğini düşünüyorum. Polisler de maaşını veren yönetici için, yöneticinin istediklerini bir ezme aracı olarak kullanılabiliyor.Köpeklerin de kitaptaki görevi başkan Napoleon’u korumak. Dikkatimi çeken ve bahsetmek istediğim bir diğer hayvan da kuzgun.Bana kalırsa kuzgun din adamlarını temsil ediyor. Yoksulluk içinde yaşayan hayvanlara öldüklerinde daha iyi bir yerde yaşayacaklarını ve oranın güzelliklerinin betimlemesini yapan hayvan. Bunun dışında çiftlikte yaptığı