umut akıncı

There is a god in every leaf; you hold what is sacred in your open hand.
Chapter 16·Kitabı okudu
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
I've thought often since of what I heard then and the language they used. I wonder if men find it easier than women do to consider people not as bodies, as lives, but as numbers, figures, toys of the mind to be pushed about a battleground of the mind. This disembodiment gives pleasure, exciting them and freeing them to act for the sake of acting, for the sake of manipulating the figures, the game pieces. Love of country, or honor, or freedom, then, may be names they give that pleasure to justify it to the gods and to the people who suffer and kill and die in the game. So those words-love, honor, freedom-are degraded from their true sense. Then people may come to hold them in contempt as meaningless, and poets must struggle to give them back their truth.
Chapter 14·Kitabı okudu
For we have thought the longer thoughts And gone the shorter way. And we have danced to devils’ tunes, Shivering home to pray; To serve one master in the night, Another in the day.
Sirius did not hate Kreacher,' said Dumbledore. He regarded him as a servant unworthy of much interest or notice. Indifference and neglect often do much more damage than outright dislike...
Allahım, ben yok olamam! Her şey olurum, yok olamam. Parça parça doğranabilirim. Nokta nokta lekelere dönebilirim. Tütün gibi kurutulabilir, ince ince kıyılır, bir çubuğa doldurulur, içilir, havaya savrulabilirim. Fakat yok olamam. Mâdem ki bu kadar korkuyorum, yok olamam. Eczahane camekânlarında, ispirto dolu bir kavanoz içinde, düşürülmüş bir çocuk ölüsü gibi, yumruk kadar bir et parçasına inebilir, bir şişeye hapsedilebilirim. Fakat şişenin camından yine dışarıyı seyreder, önümden geçenleri görür, kendimi bilir ve duyar, kendimi ve Allahımı düşünebilirim. Razı değilim Allahım! Yok olmaya, kalmamaya, gelmemiş olmaya, mevcut olmamaya razı değilim. Bu dünyada bırakamıyacağım hiçbir şey yok. Ne deniz, ne ağaç, ne şehir, ne ev, ne kadın, ne de ben. (Eliyle göğsüne çarpar.) Bu kalıbım, bu zarfım, bu kafesimle ben. Onların hepsini bırakabilirim. Fakat şuurumu, bilmek, duymak, var olmak şuurumu bırakamam. Razıyım bir toz parçası olayım. İnsanlar üzerime basarak geçsin. Canım acısın, duyayım. Canımın acıdığını duyayım. Razıyım bir kertenkele olayım. Kızgın yaz günlerinde bir bahçe duvarına tırmanayım. Tırnaklarımı tuğlalara geçireyim. Yeşil ve ıslak sırtımı güneşe vereyim. Fakat güneşle sırtım arasındaki öpüşmeyi duyayım. Tuğlaların incecik zerrelerini sayayım. Kovuklardaki böceklerin, bir boru içinden bakar gibi bana baktıklarını göreyim ve düşüneyim. Razıyım bir nokta olayım. Fakat o noktaya bütün kainat, bütün mevcudiyetiyle dolsun. Ben yok olamam. Ağlarım, tepinirim çatlarım, çıldırırım, ölürüm, fakat yok olamam. Her şey benim olsun, vereyim, gökler, yıldızlar gökteki samanyolu, ay, dünya vereyim. Fakat aklım bana kalsın! (Acı acı ulur) Aklım bana kalsın! Aklım!
Sayfa 113·Kitabı okudu