Esselam

Esselam
@Akkalem
8/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2021 56. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 26 Temmuz 2021 01:27
İnsan bazen kendi kabuğuna dönmek istiyor, bu sırada kendisini anlayan daha önce bu yollardan geçmiş birine sığınmak istiyor. İşte tam da o anlarda Didem Madak ve şiirleri yetişiyor imdada. Kibirsiz bir seni anlıyorumla geliyor. Kendisi benim için "geç tanıdım erken kaybettim"dir. Ben onu anlamaya ve tanımaya çalışırken o dünyayı çoktan terk etmiş meğer. Hangi zamanlarda olursa olsun her zaman ihtiyaç duyulan şiir naifliğini o kadar güzel taşımış ki şiir okurken aynı zamanda samimiyet duygusunu da hissettiriyor. Sevdiğim şairler, yazarlar vardır ama Didem Madak'ın yeri o edebiyatçılar arasında bambaşkadır. Belki de beni anlattığı içindir. kendimi, duygularımı anlatsam ancak onun kadar anlatırdım diyorum hep. Benim söyleyemediklerimi söylemesini seviyorum. "Geçen yazı Bir dut ağacının altında roman okuyarak geçirdim Dut taneleri düşerdi sayfalara Tıpkı tatlı bir yaz yağmuru gibi Büyük taneli tıpırtılarıyla Kendimi dut ağacının gölgesini yiyen Bir ipek böceğine benzetirdim. Ucuz teşbihler beyaz atlı prenslerdir Pollyanna Bir şiire gelir Ve onu bu hayattan kurtarırlar." "Hayatımın üstünde imkansız kuşlar uçuyor."
Şiir
Grapon KâğıtlarıDidem Madak · Metis Yayıncılık · 201217,6bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
9/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2021 49. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 20 Temmuz 2021 00:47
Livaneli' nin okuduğum ilk kitabı. Öyle bir kitap ki başlanılan ilk anda hikayesi, anlatımı ve akıcılığıyla kendisine çeken okunulan her satırda merak duygusunu bir adım daha öteye taşıyan bir kitap. “Harese nedir bilir misin oğlum? " şeklinde başlar ve devam eder: "Arapça eski bir kelimedir. Hırs, haris, ihtiras, muhteris sözleri buradan türemiştir. Develer çölde üç hafta aç susuz yemeden içmeden yol alabilirler. Ama bunların çölde çok sevdikleri bir diken vardır. Gördükleri yerde o dikeni koparıp çiğnemeye başlarlar. Keskin diken devenin ağzında yaralar açar, o yaralardan kan akmaya başlar. Tuzlu kan tadı ile dikenin tadı devenin çok hoşuna gider. Yedikçe kanar, kanadıkça yer. Eğer engel olunmazsa deve kan kaybından ölür. Bunun adı haresedir. Bütün Ortadoğu’nun adeti budur oğlum. Tarih boyunca birbirlerini öldürür ama kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kan tadından sarhoş olur.” Çoğu yerde adı gibi huzursuz hissettirmiştir. Bu düzene, bu insan ırkının acımasızlığına, bu çaresizliğe bir derman olamamak böyle yaşayıp gitmek, acıları görmezden gelmek ve bir gün belki bizimde başımıza gelir korkusuyla yaşamak huzursuz eder insanı elbet. Hayatımıza, dertlerimize, mutluluklarımıza kaldığımız yerden devam ederken unuttuğumuz insanların başına gelen acı olayların anlatıldığı, hikayeleştirildiği Zülfü Livaneli kitabıdır. İçerisinde aynı zamanda Hüseyin’in, Meleknaz’a yazdığı Arapça şiirler de bulabileceğiniz, "insanlık ağacının kırılmış dalları" olan Ezidilere ve onların inancına dair pek çok bilgi edinebileceğiniz satırlar da sizi bekliyor. Okurken, Hüseyin’in, Meleknaz’ın Zilan’ın ve daha nicelerinin hikayesine tanık oluyor, onlarla bağ kuruyorsunuz. Tüm bunlar olurken kendinizi bir sayfadan diğerine geçerken buluyorsunuz. Yazarın akıcı anlatımı, konunun tazeliği,
Edebiyat
HuzursuzlukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2017117,8bin okunma