Bugün arkadaşlarla oturup sohbet ediyorduk ortamda bir felsefeci olunca ister istemez bir soru cevap kaosunda bulabiliyorsunuz kendinizi.Böylece öğrendim ki böylede bir ders varmış. Düşünme dersiydi sanırım yeni müfredatta varmış. Heyt be dedim ne kadarda güzel birşey düşünüp fikirlerini dile getirme dersi. Taze beyinler, taze fikirler. Oldukça faydalı ve ufuk açıcı.Ama sonra aklıma geldi ne düşünmesi ne fikri? Birşey söylemek istesek bir yandan çevre baskısı bir yandan bize gülerler mi dalga geçerler mi kafası biz hangi kafayla düşündüklerimizi beyan edebileceğiz ki? Birbirimizi dinlemeye tahammülümüz kalmamış. Sadece eleştir yargıla ve mahkum et. Sonuç odaklı kafalar işte. Herkes aynı düşünmek zorunda değil ki neden bu psikolojik baskı. Sizler bizler nasıl bu görünmeyen baskının altında düşündüklerimizi beyan edelim nasıl yeni fikirler yeni beyinler görebilelim? Olmuyor işte olmuyor. Birbirimize saygı duymuyor, bizimle aynı görüşte olmayan insanları dinlemeye tahammül edemiyoruz. Onları destekleyin haklısın deyin demiyorum ki sadece saygı duyun ve birbirinizi incitecek sözler sarfetmeyin. Biz işte bunu yapıyoruz dışlama politikası uyguluyoruz birbirimize. Benden değilsin algısıyla zehirliyoruz birbirimizi. Bu yüzdende sustuklarımız büyüyor içimizde işte. Yeşermeye hazırlanan fikirler kalıyor toprağın altında. Önce sevelim sonra saygı duyalım ki ne fikirler çürüsün ne de çiçekler..