Fantastik bir polisiye kitabının bu kadar güzel yazılabileceğini bilmiyordum doğrusu. Konu bütünlüğü, açıklık, akıcılık, betimlemelerin güzel ve yerinde olması kitabı büyük bir zevkle okumamı sağladı. Kitapta Aziz karakterinin bir kaza sonucu komaya girerek geçmişine yaptığı yolculuk anlatılıyor. Yazarın samimi dili sayesinde hiç sıkılmadan keyifle okuduğum bir kitap oldu.
Kan ve GülAlper Canıgüz · April Yayıncılık · 20178,9bin okunma
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İnsan tarihini, inançlarını, ekonomisini, düzenini en basit şekliyle birine nasıl anlatabilirsin sorusunu hedef alarak yazmış olmalı bu kitabı Harari. Okuyucu sıkmadan tarihe fazla kurgu katmadan açık bir anlatımla ‘neler olmuş şu dünyada’ hayreti içinde bırakıyor. Açık bir anlatımla ufkunuzu açacak ve bakış açınıza kesinlikle bir katkı sağlayabilecek kitaplardan. İnsan tarihi 101 diyelim mi, diyelim.
İç dünyaların uzun betimlemeleriyle bitirmesi zor bir kitap oldu. Bir ailenin belirli bir dönem hayatındaki gelişmeleri ve ruh hallerindeki değişimleri inceliyor kısaca.
Deniz FeneriVirginia Woolf · İş Bankası Kültür Yayınları · 20217,7bin okunma
Okuduğum her sayfadan sonra bir gece bekçisi arıyordu gözüm. Fakat kitap konuşmayı terk etmiş bir gözlemciyi, anlatmak için doğmuşları ve bir psikoloğu anlatıyor. Siyasetle harmanlanmış ütopik bir yaşam görüyoruz kitapta. 1984’ü anımsatıyor çünkü toplum tek tipleştirilmiş, susturulmuş ve törpülenmiş. Duygunun son küllerini radyo yayınında bulabiliyoruz ancak. Aşkının yarattığı anaforlarda boğulan bir adam ve sonrasında haberler. Kimsenin tepki veremediği hatta konuşmayı unuttuğu bir dünyada konuşabilen tek kişi radyo sunucusu. Bu sebeple konuşmayı sonra da dinlemeyi unutmuş bir kadın sadece radyo sesini duyabiliyor. Bir yandan hayat akışına kendini kaptırmış bir psikoloğun A. ile tanışınca kendi iç dünyasına yaptığı dönüşü görüyoruz. Sanki herkes dinlenip dinlenmediğini bilmeden fütursuzca hayatını anlatmak için yaşıyor. Yazarın değinmek istediği en güzel ironi de bu. Yaşadıklarımızı avazımız çıktığı kadar bağırıyor, yaşayacaklarımız için defalarca dilimizi kesiyoruz.