“Çoraplarda nakışların en acısı uçuşuyordu, Hatice’yle Iraz örnek falan almıyorlar, nakış üstüne nakış yaratıyorlardı; ağı gibi acı renkler, acı nakışlar.”
(Bazı acılar bağırmaz; ilmek ilmek işlenir, renge bürünür, sessizce durur insanın karşısında. Bu nakışlar süs değil, yaşanmışlığın kendisidir; her ilmikte bir yoksunluk, her renkte bir suskunluk vardır. El emeğiyle yaratılan bu acı, kasaba kasaba dolaşır ama herkes göremez. Çünkü gerçek acı, en güzel görünen şeyin içine saklanır ve bakmasını bilene kendini gösterir.)