Tuğba Akalan

Tuğba Akalan
@AklnTubitak
İyilik Sessiz Yapılır
“Şu dünyada ne kadar iyi insan var dedi; her şeyimizi düşündü, yaramı sardı, karnımızı doyurdu” (İyilik bağırmaz, gösteriş yapmaz; en çok da insanın en çaresiz anında sessizce dokunur. Bir yara sarılır, bir karın doyar, bir yürek yeniden nefes alır… İşte o an dünya, bütün kötülüğüne rağmen katlanılır olur. Çünkü insanı ayakta tutan şey büyük laflar değil, küçük ama gerçek dokunuşlardır. Ve bazen tek bir iyi insan, koskoca bir dünyanın yükünü hafifletmeye yeter.)
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
İçinde Sakladığın Karanlık / Aydınlık…”
“İnsanoğlu bu kimin içinde ne var bilinmez.” (İnsan dediğin dışıyla aldatır, içindeki fırtınayı kimseye göstermez; kimisi gülüşünün ardında bir uçurum saklar, kimisi sessizliğinin içine bir ömürlük iyilik gömer. Bu yüzden hüküm vermek kolaydır ama anlamak zor; çünkü kimsenin kalbine bakamazsın, kimsenin yükünü ölçemezsin. Bazen en güvenilir sandığın koyar gider, en uzak durduğun el olup tutar seni. İşte bu yüzden, insanoğlu dediğin bir bilmecedir… çözmeye kalktığında bile seni yeniden şaşırtır.)
Sayfa 180·Kitabı okuyor
İnsanın Gölgeli Yüzü
Öyle deme hay yeğen, insanoğlu çiğ süt emmiştir; her kötülüğü yapar, her iyiliği de yaptığı gibi.” (İnsanın karanlığıyla iyiliğinin aynı yürekte saklandığını unutmak kolay, ama hayat her defasında yüzümüze vurur: kimini bir söz büyütür, kimini bir acı terbiye eder; bazen en güvendiğin kırar, en ummadığın tutar elinden. İnsanoğlu işte böyle; hem yarayı açan hem merhem olan… O yüzden kime ne kadar güveneceğini kalbin değil, aklın söylemeli; çünkü iyilikle kötülük arasında duran o ince çizgi, bir nefeslik mesafedir ve herkes bir gün oraya basar.)
İnsanoğlunun Gizli Ustalığı
“Durdunun gözleri ışıklı bir sevgiyle doldu… insanoğlu neleri yok ki.” (Bazen bir insanın içindeki ışığı en iyi bir çocuğun attığı küçük bir adım gösterir; yılların öğretemediğini, hayatın bin acısının veremediğini bir anlık sevgi doldurur. Dursun’un gözlerine yansıyan o sıcaklık da tam böyleydi: İnsanoğlunun içinde ne cevherler saklı olduğunu hatırlatan bir mucize gibiydi. Öyle ki, güneş gibi parlayan bir avuç çocuk, bugün yılların eşkıyalarından bile daha usta, daha bilge, daha yürekli görünüyordu.)
İnsanın İnce Yerine Dokunma”
“İnsanlarla oynamamalı… bir yerleri var, bir ince yerleri… işte oraya değmemeli.” (İnsanın canını yakan şey çoğu zaman yumruk değil, gururuna değen bir söz, onurunu inciten küçük bir hareket olur. Kimseye dokunmadan yaşamak kolaydır; zor olan, gücün varken bile incitmemeyi bilmek, kırabileceğin yerde durmayı seçmektir. Her insanın bir “ince yeri” vardır; dokunulduğunda yıkılan, konuşulduğunda sızlayan… ve o yere değmek, bir yüreği sessizce öldürmek gibidir. İşte bu yüzden insanı aşağı görmemek, kimsenin onuruyla oynamamak, en büyük insanlık sınavıdır.)