Tuğba Akalan

Tuğba Akalan
@AklnTubitak
Dağın Öğrettiği En Sert Gerçek
“Kafanı işleteceksin yoksa yaşayamazsın, burası dağdır… demir kafese benzer.” (Dağ insana şunu öğretir: Hayatta kalmak bile akılla olur. Bir anlık dalgınlık, bir yanlış adım, insanı demir kafes gibi sıkıştırır, nefesini keser. Bu yüzden burada güç yetmez, cesaret yetmez; insan önce kafasını işleterek, kalbini koruyarak ayakta kalır. Çünkü dağın sessizliği bile uyarı gibidir; kendine dikkat etmezsen kaybolursun, ama aklınla yürürsen en sert yer bile sana yol olur.)
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Hor Baktığın Her Şey Bir Gün Seni Yakar”
“Düşmanın karınca olsa da hor bakma… bu açık açık ölüme gitmek demektir.” (Bazen insan, küçümsediği şeyden vurulur… Dağın tepesinde yanan bir ateş gibi, farkında olmadan kendi yerini ele verir. Küçük gördüğün tehlike, büyüyüp üstüne çöker; hor baktığın güç, bir gün seni diz çöktürür. Hayatın kuralı nettir: Tehlike küçülmez, sadece insan onu ciddiye almayınca büyür.)
Söz Değil, Gerçek Yüz
“İnsanları sözleriyle değil, hareketleriyle ölç… ipin ucunu bir verirsen ellerine, yandığın günün resmidir.” (Bazı insanlar konuşur, bazılarıysa kendini ele verir… Gerçek yüz, sözcüklerde değil; attığı adımda gizlidir. Birine güvenmek, ipi uzatmak gibidir: Ya tutar seni yukarı çeker, ya da o ipi eline alıp seni yere çarpan kişi olur. İşte bu yüzden… İnsanı sözleri değil, davranışları anlatır. Ve yanlış kişiye açılan kapı, çoğu zaman kalbin en büyük yarasıdır)
Sevdalıların Ahı Ağırdır
“Sevdalıların yuva bozanın yuvası bozulur Ali… Bir köy bayram etti Ali sevdalılar kavuştu diye.” (Sevdaya dokunanın kaderi her zaman ağır olur, Ali… İki gönlü ayırmak; sadece bir aşkı değil, bir köyün nefesini de kırmaktır. Bir ananın çamura düşen halini gördükçe anlarsın, yaptığın seçim sadece kendini değil, herkesin yüreğini vurur. Bazen bir adım insanı büyütür, bir adım da bütün köyü sana düşman eder. Ve işte o an anlarsın: Aşkın önüne set çekmek, insanın kendi içini çökertir.)
Sığınacak Yer
Bir kuş bir çalı’ya sığınır; o çalı da o kuşu saklar. Mehmet sana sığındı Ali… Sebep olma.” (İnsan bazen bir eve değil, bir dosta sığınır. Bir ömre değil, bir omuza tutunur. Mehmet’in Ali’ye sığınışı da tam böyleydi… Korkudan değil, güvenin sıcaklığından. Yalnızlıktan değil, bir kalbin kapısını aralamaktan. Ve işte o an anlarsın: Birinin sığınağı olmak, bir canın kırılmaması için taş gibi durabilmektir. Tutunduğu yer kırılırsa… insan da kırılır)