Bruce Davy Jones

Cehennem ve Cehennem Ateşi Üzerine Mistik Bir Düşünce
Pederlerim ve hocalarım, bazen, "Cehennem nedir?" diye düşündüğüm olur. Bence cehennem, sevememekten doğan bir acıdır.
Reklam
Tevhid
İslam'ın özünde iki temel kural vardır: Birincisi, hiçbir şeyi O'na denk tutmadan, ortak koşmadan, ibadeti yalnız O'na has kılmak, bu konuda azimli olup dostluk ve düşmanlıkta O'nun ölçüsüne uymaktır. Kendisine içinde bulunduğu durum ve tehlikesinin izah edilmesine (hüccet ikamesine) rağmen bunları terk edenin küfrüne hükmetmektir. ikincisi de Allah'a kullukta; şirke, O'na ortak kolmaya şiddetle karşı çıkmak ve bu durumdakilerle asla dost olmamaktır. Islam'ın özünü oluşturduğunu belirttiğimiz bu iki temel kuralın ifadesi kelime-i tevhiddir. Bu yüce kelime La ilahe Illallah'tir.
Gelecekteki Çocuğuma (Olursa) Tavsiye :)
Hiçbir zaman ödül arama. Bu dünyada en büyük ödülü almışsın zaten: Yalnız doğru insanlara nasip olan manevi sevinç... Ne büyüklerden, ne güçlülerden kork; akıllı, hep mutlu ol. Ölçülü olmaya, haddini bilmeye dikkat et, bu konuda bilgi edin. Yalnız kalınca dua et. Yere kapanarak toprağı öpmekten zevk al. Durmadan, doymadan herkesi, her şeyi sev, bundan doğan coşkunluğu, heyecanı her zaman ara. Toprağı sevinç gözyaşlarıyla ıslat ve bu gözyaşlarını sev. Coşkunluğundan çekinme, ona değer ver, çünkü bu, Tanrının seçkin kullarına bağışladığı bir nimettir.
Sayfa 430·Kitabı okudu
Başkasına yargıçlık etmeye hakkın olmadığını asla unutma. Çünkü suçluyu yargılayan yargıç, kendisinin de karşısında duran kadar suçlu olduğunu, o adamın işlediği suçta belki herkesten çok sorumlu bulunduğunu bilmelidir. Saçma görünmekle beraber gerçektir bu. Çünkü ben doğru bir insan olmuş olsam karşıma bir suçlu çıkmayacaktı belki. Yargıladığın suçlunun suçunu üzerine alabilirsen hemen al, ıstırabını kabullen, onu azarlamadan salıver gitsin. Hatta yargılamak yetkisini kanun yoluyla kazanmışsan bile elinden geldiği kadar böyle hareket etmeye çalış, çünkü mahkemeden çıkınca o kendi kendini yargıçlardan daha üstün bir titizlikle suçlayacaktır. İyiliğine kulak asmaz, seninle alay ederse, buna da kızma, doğruyu anlamasının henüz vakti gelmemiş demektir, ama bir gün anlayacaktır nasılsa… Hiç anlamazsa, onun yerine başkası anlayacak, ıstırap duyacak, kendi kendini hem ayıplayıp, hem suçlayacak, böylece hak yerini bulacaktır.
Sayfa 428·Kitabı okudu
Bireysellik Hk.
Zamanımızda herkes kütleden sivrilerek bireysel bir hayat yaşamak peşinde... Oysa kişiliğini belirtmek için kendini geliştirmeye çalışan insan, bu çabalamanın sonunda ruhsal bir yalnızlığa düşer. Böylece dolgun, dört başı mamur bir hayat yerine manevi bir intiharla yüz yüze gelir. Evet, yüzyılımızda herkesin tekliğe kaçması, kendi kabuğuna çekilmesi, varını yoğunu başkalarından kaçırması insanları sadece hemcinslerinden uzaklaştırmak, karşılarındakini de kendinden nefret ettirmek sonucunu veriyor. Biriktirdiği servetin miktarı arttıkça 'Artık kudretliyim, hiçbir ihtiyacım kalmadı!' diye düşünür. Akılsızın, ne kadar çok biriktirse kendisini o ölçüde ölüme götüren bir iktidarsızlığa güttüğünden haberi yoktur, çünkü yalnız kendine güvenmeye alışmıştır o. Toplumda tek olarak sivrilmiş, ruhunu insanlara, insanların yakınlığına inanmamaya alıştırmıştır. Elde ettiği parayla sağladığı hakları yitirmemekten başka derdi, tasası yoktur. İnsan zekası gitgide kişilerin güvenliğiyle rahatının tek, özel çabalarla değil, toplumun birleşmesiyle sağlanabileceği konusunda alaycı bir anlayışsızlık göstermeye başladı. Ama bu korkunç ruh yalnızlığının sonu mutlaka gelecektir, insanlar hep birden, kişilerin birbirinden ayrılmasının doğal yaşayışa ne kadar aykırı olduğunu anlayacaklardır. Böylece herkes, bunca zaman nasıl karanlıkta yaşadıklarına şaşacaktır.
Sayfa 405·Kitabı okudu