İyi bir eğitim almış, herkes tarafından sevilen bir gencin hayatın anlamını arayış yolculuğuna tanıklık ediyoruz. Siddhartha, içinde sürekli hissettiği o boşluk duygusunu ne kadar öğrenirse öğrensin, ne kadar bilgi edinirse edinsin bir türlü dolduramaz. Hep bir şeylerin eksik olduğunu hisseder. Bu eksikliğin izini sürmek için en yakın arkadaşı Govinda ile birlikte Tanrıları ve hayatın anlamını bulma umuduyla yollara düşer.
Beraber aç kalırlar, hazlardan ve maddi zevklerden uzak bir yaşam sürerler. Ancak Siddhartha, bu yoksunluk dolu hayatın da içindeki boşluğu dolduramadığını fark eder. Bir noktada yolları Govinda ile ayrılır. Bu süreçte Siddhartha, dünyevi hazların ve zenginliğin içine sürüklenir; aşkı, lüksü ve başarıyı tadar. Fakat arayışı yine de sona ermez. Hatta zamanla bu dünyevi tutkuların peşinden koşarken, yola neden çıktığını bile unutur hale gelir.
Siddhartha, tıpkı bizler gibi hayatın anlamını aramaktadır. Bilgiye, bilgeliğe, güce, paraya ve hazza ulaşır; ancak tüm bunlar, içindeki eksikliği gidermeye yetmez. En sonunda Siddhartha, en büyük farkındalığına ulaşır: Bazen aramayı bıraktığımızda, gerçekten bulmaya başlarız.