Alara Can

Aslında benzer bir ahenkperestliği Türk toplumunda görmek de mümkün; zaten dedikodu da toplumsal hayatımızda hala çok önemli bir yer tutuyor bundan dolayı. Tırmanmaya takatimizin olmadığı yerde başkalarının paçasından çektiğimiz birçok örnek bulmak mümkün ama hemen aklımıza gelen bir tanesi oldukça ilginç. 1990'lı yıllarda devletin İngiltere'ye gönderdiği doktora öğrencileri iki tip burs almaktadır. Burslardan biri ötekisine göre çok daha fazla olduğu için bir kısım öğrenci eğitim hayatını iyi şartlarda sürdürürken diğerleri zorluk içinde kalmışlardır. Haliyle bakanlığa başvurup bu hatanın düzeltilmesini isterler. Ancak sıkı durun. İstedikleri kendi burslarının artırılması değil, diğerlerinin burslarının da kendi seviyelerine çekilmesidir. Burada hemen bir kindarlık ya da işgüzarlık aramayın. Muhtemelen para isteseler alacakları cevabı çok iyi bildiklerinden en azından diğer öğrencilerin avantajlarını ortadan kaldırmayı ve belki de kendilerine nispet yapılmasını engellemeyi amaçlamış olsalar gerek. Eşitlik ve ahenk tekrardan tesis edildiğine göre, artık hep beraber kuru fasulyeye kaşık sallayabilirler. Bollukta değil, yoklukta eşitlenmek Türk toplumunun vazgeçemediği prensiplerinin başında geliyor hepinizin bildiği gibi.
Sayfa 113·Kitabı okudu
Tarih
Reklam
Max Gluckman'a göre, dedikodu sadece bir grubu diğerlerinden ayrıksı kılmakla kalmıyor. Onu daha sıkı bir arada tutmak adına üstlendiği başka fonksiyonlar da var. Bunlardan biri, grup içerisindeki sıkıntıları dışarı renk vermeden gidermek. Başka bir ifadeyle, grup üyeleri arasındaki rekabet ve anlaşmazlıkları açık çatışmalara dönüşmeden ima ve dokundurma gibi örtülü ve daha münasip yollarla çözmek. Grubun ortak hedef ve değerler etrafında ayakta kalması ancak böyle ikiyüzlü bir "ahenk ve dostluk'' imajı sayesinde mümkün olabiliyor zira.
Sayfa 111·Kitabı okudu
Tarih
Amerikan hükümeti ile özel bir anlaşma yaparak rezervasyonlarına çekilen Makah yerlileri, modernite ile tanışan tüm ilkel kabileler gibi özünü yitirmek tehlikesiyle karşı karşıya. Okulda ve işyerinde tanıştıkları ve grup dışı evliliklerle gittikçe daha fazla benimsemeye başladıkları Batı kültürü içinde eriyip gitme ihtimali karşısında endişeliler. Ama bu, sadece kültürel bir muhafazakarlıktan kaynaklanmıyor. Hükümet ile yaptıkları anlaşmanın Makah kimliğine sahip olanlara getirdiği bazı ekonomik avantajlar da var. Modern devletin vatandaşlarını ehlileştirirken hep kuvvete değil, bazen de rüşvete başvurduğunu bir kez daha hatırlayalım.
Sayfa 110 - Kızılderili Rezervasyonu: Amerikan hükümetinin yaşam alanlarını gasbettiği yerlilere tahsis ettiği geniş topraklar. Buradaki yasalar diğer eyaletlerinkinden farklı olabilmektedir; tam da bu yüzden birçok Kızılderili kabilesi kumarhane işletmeciliği yapar.·Kitabı okudu
Tarih
"Ağız aramak" dediğimiz
İşlerin ters gitmemesi ve yukarıdaki gibi bir güç mücadelesinde biraz da utanç dolu bir yenilgi almamak ya da kontrpiyede kalmamak için de dedikodu yapmak gerekebilir. Başkası hakkında konuşurken öne sürdüğünüz ahlaki yargının kabul görüp görmediğini gözlemleyerek belirli bir kişinin ya da cemiyetin değer yargılarını anlayabilirsiniz. Örneğin bir lise öğrencisi "Babası, Zeynep'in arkadaşlarıyla tatile çıkmasına izin vermiyor" diyerek kendi babasının böyle bir durumda nasıl tepki vereceğini önceden tahmin edebilir.
Sayfa 109·Kitabı okudu
Tarih
1940'ların başında Makalı Kızılderililerini gözlemleyen Elizabeth Colson' a göre, dedikodunun amacı, bunlardan sapanları eleştirerek ve ayıplayarak üzerinde uzlaşılmış değer yargılarını sağlamlaştırmak. Nasıl "hafifmeşrep" davranan bir kadını eleştirirken aslında amaç namus kavramını tahkim etmekse ya da nasıl ideolojik grupların "satılmış" ya da "dönek" gibi kötülemeleri aslında grubun diğer üyelerinin ortodoks görüşlere sadık kalması için verilen bir gözdağıysa burada da dedikodu ve yaftalama, normun ne olduğunu grup üyelerine bildirmeye yarıyor aslında.
Sayfa 106·Kitabı okudu
Tarih
Reklam