Uzun uzun süreceğini bildikleri işsizliğin verdiği ıstırabı açıklayan bakışları, çökük avurtları, uzamış sakalları, kara sarı yüzleri...
Tavındaydılar. Neler yaptırılamazdı onlara! Kilitleri mi kıramazlardı?Demir kapıları mı teneke gibi yırtamaz, omuzlarıyla apartmanları mı deviremezlerdi?
Yer yarığından çıkmadım ya ben de... Benim de bir babam vardı, anam vardı, dedem, halalarım, dayılarım, teyzelerim... Hani? Nerdeler? (İçini çekti) Hepsi de kara toprak oldular.. Fani bir dünya bu.. Bir varmış bir yokmuş!
Katipse, gene cevap veremiyordu. Sünepe! diye düşündü. Başkalarının karşısında el ovalayıp, susmağa, haksızlıklar karşısında susmağa, vicdanı emrettiği halde susmağa, küfre karşı bile susmağa, velhasıl 24 lira 95 kuruşun hatırı için, en susulmaması gereken haller karşısında bile susmak zorunda bir sünepe!
Oysa, hiç de böyle olmak istemeyen bir şuuru vardı. Eğer Cemile olmasa, 24 lira 95 kuruşa bile boş verir, masasındaki defter,kalem, hokka, hesap makinesi ne varsa herifin suratına fırlatır, sonunu düşünmezdi bile. Fakat... O kadar yalnızdı ki..