Kafamın içi sayfalar dolu ama boş sayfalar onları doldurmak için okuyorum.
Okuduğum kitapları ve filmleri paylaştığım İnstagram bloğum @complicatedblog takip ederseniz çok sevinirim.
“Hala tanıyamadınız mı beni ?”
“Ne demek ‘hala tanıyamadığınız mı?’ Hiç tanımıyorum...Bir saate tanınmaz ki insan.”
“Yazık!” dedi Adrien,üzüntüyle başını öne eğerek.
“Bense,bir insanı sevebilmek için zamanın hiç önemi olmadığınıza sanırdım.”
“Evet, ama birini sevebilmek için, ilkin tanımak gerekir.”
“Hayır, tam tersi: Birini tanıyabilmek için,ilkin onu sevmeli.İlgimizi çeken insanlar bize kendilerini sevdirir,böylece açılır, onları tanımamıza izin verirler.
Bence, gönülleri birbirine yaklaştıran tek şey sevgidir.”
Merhabalar,iyi akşamlar öncelikle güzel bir kitap olmaktan çok anlamlı bir kitap bitirmenin farkındalığıyla yazacağım bir incelemeyle karşınızdayım.
Sineklerin tanrısını okurken keşke 15-16 yaşlarımdayken okusaydım demekten alıkoyamadım bir türlü kendimi çünkü yalın rahat anlatımıyla,yazı büyüklüğüyle,akıcılığıyla ve o zaman ki aklımla bende daha çok etki bırakacağını düşünüyordum.Ve açıkçası hala bir nebze öyle düşünüyorum.Kitabın sonsözü kitabın bir parçası mutlaka okuyunuz,kitabı anlamlandırmanız ve aslında bir çok farklı ayrıntıyı içinde barındırdığını anlamanız için bence gerekli.
Kitap çok rahat okunuyor akıcı ve açık bir anlatıma sahip bence.
Bunların haricinde çocuklara olan bakış açım değişti diyebilirim çocuk değil,insan.Onlar tek başlarınayken insan oldular bir çocuktan beklemediğimiz ve bekleyemeyeceğimiz kadar vahşileştiler kendi arkadaşlarını öldürdüler.Çocukların içindeki iyilik ve güzelliğin toplum ve aile tarafından şekillendirildiğini güzel bir şekilde açıklıyor bence sonsözde Mine Urgan.
En yakın zamanda okumanız dileğiyle.
Karanlıktan ve yalnızlık.Güzel bir adanın cehenneme dönüşü.Hüzünlü ölümler.İnsanın içindeki kötülük.Kötülük yaparken altına saklandığımız maske.Çocuk deyip geçme.