Tehlikeli Oyunlar, Oğuz Atay’ı gerçekten hissettiğim ve daha iyi anladığım ilk roman oldu. Hikmet' in iç sesi, karmaşası ve kırılganlığı bana çok tanıdık geldi; sanki kendi içimde sakladığım düşüncelerle karşılaşıyormuşum gibi okudum.
En çok da kitabı okumadan bir çok yerde gördüğüm şu cümle beni etkiledi:
“Beni hemen anlamalısın, çünkü ben kitap değilim, çünkü ben öldükten sonra kimse beni okuyamaz, yaşarken anlaşılmaya mecburum.”
Bu sözde sadece Hikmet'in değil, genç yaşta aramızdan ayrılan Oğuz Atay’ın da iç sesini duyuyor gibi oldum. Romanı bitirirken onun kendinden ne kadar çok şey verdiğini daha iyi anladım.Benim için Tehlikeli Oyunlar, acıyla mizahın iç içe geçtiği, insanın kendine ayna tutan bir yolculuk.
Okuduktan sonra kapanmayan bir düşünce kapısı bırakıyor diğer kitapları gibi.