Gün Pazar... Bir dağ gezintisine gitmek üzere saat onda Rumplmeyer kahvesi önünden kalkan tramvaya biniyoruz.İki tarafmızdan meydanlar, bahçeler, mağazalar, binalar, renkli resimler gibi akıp gidiyor. Ya rabbi! Bu sehirde ufak bir yıkıntı, bir küçük ihmal yerine konulması unutulmuş bir taş, kapatılmamış bir çukur yok mu? Bıçak gibi keskin hatları her tarafta vükselen bu kusursuz geometri içinde insan nefes darlıkları duyu- yor. Medeniyetin bu kadarı fazla!
Şehrin artık dışındayız. Bostanlar, bağlar, sürülmüş tarlalar... Tuhaf! Her yerde olduğunun aksine, burada şehirden uzaklaştıkça binaların güzelliği artıyor.
Arkadaşım sebebini anlattı:
- Profesörler gürültüden rahatsız olmamak için şehir dışında yaşamayı severler. Bu güzel bahçelerde gördüğünüz zengin evler profesör kâşaneleridir. Profesörler burada sükûn ve refah içinde çalışırlar.