sabahattin ali'nin kurk mantolu madonna adli romanindan sonra okudugum ikinci kitabi. o kitaptan sonra heralde yazarin tuttugu bakkal defterini bile alip okurum dusuncesi kafamdan hala silinmedi. ama tabi kurk mantolu madonna kadar aklimda unutulmaz, guzel tadlar birakmadi. nedenine gelince sanirim, anlatimdan, olaydan, usluptan degil. zira bunlari yaziya doken ya da olusturan ayri kisiler degil, yine sabahattin ali'nin kendisi. bence sorun kisilerden kaynaklaniyor. kurk mantolu madonna'da kendimi yerine koymak istedigim insan "raif bey", ya da bu dunyaya disi olarak gelsem yerinde olmak isteyecegim kisi "maria puder" yok. yani asmis insanlarin kitabi degil bu. hayalimde canlandirdigim sorunsuza yakin insan tiplemelerini canlandirmamis sabahattin ali bu romaninda. aksine muskul kisiler var. her ne kadar ozunde iyi kimseler olsa da romanin kahramanlari omer ve macide gencliklerinin, cahilliklerinin ve caresizliklerinin kurbani oluyorlar bu romanda. insanin icinde okurken hep bir ezilme oluyor. en basindan beri anliyorsunuz bu romanin mutluluk ve mantik uzerine kurulu olmadigini. fakat kitabin cok kucuk bir bolumunde bahsi gecen bir insan var ki iste o insan uzerine eminim ki en az kurk mantolu madonna kadar can alici bir kitap yazilabilir.bu zat kitabin en asmis en gormus gecirmis karakteri olan veznedar hafiz husamettin bey'dir. bugun merhum sabahattin ali hayatta olsa kendisine yoneltecegim birkac cift sorunun bas kahramani eminim ki bu veznedar olacaktir.