Leibniz'in eski bir düşüncesi, ahlakların tarihine aktarılmıştır. Bu düşünce de şudur: Her bireysel yaşam, dünyanın sonsuz zenginliğinden, her zaman yalnızca bir kesiti açık ve seçik olarak önünde görür; geri kalan, görüş alanında ya ancak karanlık bir hâlde belirir ya da hiç belirmez. İşte bunun için, burada hem gerçek hem katkısız biçimde nesnel bir bilgi vardır; ancak buradaki bilgi sınırlı bir bilgidir; bu bilginin diğer yaşam bilgilerinden başka türlü bir duruşu vardır.
Gelgelelim, sormanın ilk adımında durup kalmayan, böylece alışılmış yaşam sürecinin gündemine geçmeyen kimseler varsa onlar da filozoflardır. Gelip geçici bir şaşırıp duraklama, filozoflarda şaşmaya, Platon ile Aristoteles'e göre, filozofların ana davranışı olan büyük çapta şaşırıp hayran kalmaya dönüşür.