"Kendi baloncuklarımız içinde o kadar güvende hissetmeye başladık ki, görüşlerimizı kanıtlarla temellendireceğimize, doğru olup olmadıklarına bakmadan, yalnızca kendi görüşlerimize uyan bilgileri kabul etmeye başladık" (Obama, 2017)
Eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair'in yakın zaman önce hakikatın önemsizleşmesi siyaseti için ifade ettiği üzere, "bunu kullananlar ve onların izleyicileri içın akıl ve hakikat gerçek bir irkilme, kanıt ise bir dikkat dağıtıcıdır. Onlar için önemli olan tek şey söyledikleri ve vaat ettiklerinin duygusal etkisi"dir
Hakikatin önemsizleşmesi döneminde artık siyasi liderlerin savlarının ve söylemlerinin hakikatle bir ilişkisi olması önemini yitirmiştir. Destekçisi olan kitlenin inançlarına ve önyargılarına uygun olduğu sürece liderin tutarsız savları ileri sürmesi, yolsuzluk yapması, başarısız dış siyaset ya da ekonomi yönetimi yapması önemini yitirir. Zira artık her olumsuz gelişme için bir bahane vardır. Olumsuzlukların tümü iç düşmanlar, dış düşmanlar, terörist örgütler, casuslar, ülkenin gelişmesini istemeyen seçkinler gibi çoğunlukla siyaseten icat edilmiş kesimlere yıkılır.