Maeglin

Ölümün karşısında dimdik durmak
Puan vermedi
Adını ilk defa duyduğum Dino Buzzati ve Tatar Çölü’nü kitap klübümüz seçti. Sanırın bilerek ve isteyerek okuduğum ilk İtalyan yazar kitabı oldu. Kitabı genel olarak sevdim, yazarın kurduğu o tekinsiz ama bir yandan da aşırı durağan atmosfer gerçekten başarılıydı. Drogo’nun o uçsuz bucaksız çölün kıyısındaki kaleye atanmasıyla başlayan hikaye, insanın içini tuhaf bir melankoliyle dolduruyor. Hiç gelmeyen bir düşmanı bekleyen askerlerin hayatlarını nasıl tükettiklerini, rutinin içinde nasıl kaybolduklarını okurken, "acaba biz de hayatlarımızda hayali orduların gelişini mi bekliyoruz?" diye sordum. Zamanın akıp gidişini ve insanın bir şeyleri başarma arzusunun nasıl yavaş yavaş bir alışkanlığa, eylemsizliğe hatta onu bedenini ve ruhunu yiyip bitiren bir hastalığa dönüştüğünü anlatış biçimi kesinlikle çok felsefi ve derin. Diğer taraftan kitap beni o kadar derinden sarsmadı veya hayatımı değiştirmedi. Evet, verilmek istenen mesajı, o varoluşçu sancıyı ve durağanlığın yarattığı o gerilimi çok iyi anladım. Fakat bir noktadan sonra biraz fazla tekdüze bir hal almaya başladı. Drogo'nun kaledeki o bitmek bilmeyen günleri, içsel monologları bir süre sonra kendini tekrarlıyormuş hissi verdi ve sayfaları çevirirken biraz sabretmem gerekti. Beklentimi çok yüksek tuttuğum içindir belki de, sonuçta en çok okunan İtalyan yazarlardan birinin kitabını oluyordum. Neyse ki bu tekdüze anlatım Drogo'nun ölümün karşısında dimdik ayakta çıktığı finalle sonlandı. Kısacası, edebiyat tarihine neden geçtiğini görebildiğim, iyi yazılmış ve kesinlikle şans verilmesi gereken bir kitap oldu ama mutlaka okuyun diye arkadaşlarıma önereceğim bir kitap olmadı.
1000Kitap
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,8bin okunma
Sudenaz D. isimli okura yanıt verildi
Maeglin
Sudenaz D. kesinikle ben de anlamıyorum nereye ne yazıyorum da emaaann kafalar gönüller bir olsun yeter 🖖🏼
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Ölümün karşısında dimdik durmak
Puan vermedi
Adını ilk defa duyduğum Dino Buzzati ve Tatar Çölü’nü kitap klübümüz seçti. Sanırın bilerek ve isteyerek okuduğum ilk İtalyan yazar kitabı oldu. Kitabı genel olarak sevdim, yazarın kurduğu o tekinsiz ama bir yandan da aşırı durağan atmosfer gerçekten başarılıydı. Drogo’nun o uçsuz bucaksız çölün kıyısındaki kaleye atanmasıyla başlayan hikaye, insanın içini tuhaf bir melankoliyle dolduruyor. Hiç gelmeyen bir düşmanı bekleyen askerlerin hayatlarını nasıl tükettiklerini, rutinin içinde nasıl kaybolduklarını okurken, "acaba biz de hayatlarımızda hayali orduların gelişini mi bekliyoruz?" diye sordum. Zamanın akıp gidişini ve insanın bir şeyleri başarma arzusunun nasıl yavaş yavaş bir alışkanlığa, eylemsizliğe hatta onu bedenini ve ruhunu yiyip bitiren bir hastalığa dönüştüğünü anlatış biçimi kesinlikle çok felsefi ve derin. Diğer taraftan kitap beni o kadar derinden sarsmadı veya hayatımı değiştirmedi. Evet, verilmek istenen mesajı, o varoluşçu sancıyı ve durağanlığın yarattığı o gerilimi çok iyi anladım. Fakat bir noktadan sonra biraz fazla tekdüze bir hal almaya başladı. Drogo'nun kaledeki o bitmek bilmeyen günleri, içsel monologları bir süre sonra kendini tekrarlıyormuş hissi verdi ve sayfaları çevirirken biraz sabretmem gerekti. Beklentimi çok yüksek tuttuğum içindir belki de, sonuçta en çok okunan İtalyan yazarlardan birinin kitabını oluyordum. Neyse ki bu tekdüze anlatım Drogo'nun ölümün karşısında dimdik ayakta çıktığı finalle sonlandı. Kısacası, edebiyat tarihine neden geçtiğini görebildiğim, iyi yazılmış ve kesinlikle şans verilmesi gereken bir kitap oldu ama mutlaka okuyun diye arkadaşlarıma önereceğim bir kitap olmadı.
1000Kitap
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,8bin okunma
Sudenaz D. isimli okura yanıt verildi
Maeglin
Sudenaz D. öylesi güzel zaten, kitap için lobi yapmak 😂 tatar çölü ile sabahın üçü başabaş gitmişti, bazılarımız ikisini de okuyor o yüzden. İkisini de okudum valla 😁
Ölümün karşısında dimdik durmak
Puan vermedi
Adını ilk defa duyduğum Dino Buzzati ve Tatar Çölü’nü kitap klübümüz seçti. Sanırın bilerek ve isteyerek okuduğum ilk İtalyan yazar kitabı oldu. Kitabı genel olarak sevdim, yazarın kurduğu o tekinsiz ama bir yandan da aşırı durağan atmosfer gerçekten başarılıydı. Drogo’nun o uçsuz bucaksız çölün kıyısındaki kaleye atanmasıyla başlayan hikaye, insanın içini tuhaf bir melankoliyle dolduruyor. Hiç gelmeyen bir düşmanı bekleyen askerlerin hayatlarını nasıl tükettiklerini, rutinin içinde nasıl kaybolduklarını okurken, "acaba biz de hayatlarımızda hayali orduların gelişini mi bekliyoruz?" diye sordum. Zamanın akıp gidişini ve insanın bir şeyleri başarma arzusunun nasıl yavaş yavaş bir alışkanlığa, eylemsizliğe hatta onu bedenini ve ruhunu yiyip bitiren bir hastalığa dönüştüğünü anlatış biçimi kesinlikle çok felsefi ve derin. Diğer taraftan kitap beni o kadar derinden sarsmadı veya hayatımı değiştirmedi. Evet, verilmek istenen mesajı, o varoluşçu sancıyı ve durağanlığın yarattığı o gerilimi çok iyi anladım. Fakat bir noktadan sonra biraz fazla tekdüze bir hal almaya başladı. Drogo'nun kaledeki o bitmek bilmeyen günleri, içsel monologları bir süre sonra kendini tekrarlıyormuş hissi verdi ve sayfaları çevirirken biraz sabretmem gerekti. Beklentimi çok yüksek tuttuğum içindir belki de, sonuçta en çok okunan İtalyan yazarlardan birinin kitabını oluyordum. Neyse ki bu tekdüze anlatım Drogo'nun ölümün karşısında dimdik ayakta çıktığı finalle sonlandı. Kısacası, edebiyat tarihine neden geçtiğini görebildiğim, iyi yazılmış ve kesinlikle şans verilmesi gereken bir kitap oldu ama mutlaka okuyun diye arkadaşlarıma önereceğim bir kitap olmadı.
1000Kitap
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,8bin okunma
Sudenaz D. isimli okura yanıt verildi
Maeglin
Yıl sonuna kadar hangi ay ne seçip okuyacaz belli. Temmuz için klasiklerden seçim yapılacak ki oylama baya kıran kırana geçer. Tatar çölü de İtalyan edebiyatı ayında seçişmişti
Paint it black
Genç adam bir plakçının önünden geçerken Rolling Stone hoparlörlerden haykırıyordu. “ Kırmızı bir kapı görüyorum ve onu siyaha boyamak istiyorum, Artık renk yok, onların siyaha dönüşmelerini istiyorum, Yazlık elbiselerini giymiş kızların geçtiklerini görüyorum, Karanlığım geçinceye kadar başımı döndürmek zorundayım. “
Sayfa 106 - Altın Kitaplar·Kitabı okudu
Roman
Maeglin
Şarkının en güzel kullanıldığı sahnelerden youtu.be/G3jaPBFXFTU?si=...