Efhem

Sende birtakım huylar vardır. Bunların kimi senin yaradılışındandır. Kimi de yaradılışından gelmeyip sende sonradan ortaya çıkmıştır. Eğer sana iyileştirici bir el değerse, seni temizler; sen de temizlenebilirsin. Ama senin önüne bir aldatıcı düşecek olursa onun ardından yanlış yolllara gidersin.
Sayfa 35
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Derler ki: Her zeki akıllı değildir. Nükleer fizik alanında doktara yapmış olabilirsin, fakat niçin yaratıldığını, bu hayata neden geldiğini, gayeni bilmiyorsan, Yüce Rabbin Allah'ı tanımıyorsan, sen akıllı değil, yalnızca zekisindir. Şeyh M. Ratıb en Nablusi
Din
Ahlak kurallarına tâbi olunmadan nefsin cilalanması sonucu, 20. yüzyılın sonlarına doğru, yeni bir insan modeli oluşturulmaya başlandı. Bu model, ahlaki küreselleşme süreci sayesinde sessizce tüm dünyaya yayıldı. Duygusal açıdan sığ, derinliklerinden kopmuş; özellikle karşılıksız sevgi, digerkâmlık, vefa, kadirşinaslık, sezgi, yaratıcılık, estetik ve bütünsel görüş gibi asli insanlık duygularına yabancılaşmış; insan ilişkilerinde yakın gibi görünse de aslında çok mesafeli, yalnız, menfaatçi, istismarcı, rekabetçi, cinsel açıdan ahlaksızca çok eşli, hayasızlığı özgürlük ve cesaret sanan, yaşlanmaktan ve ölümden bucak bucak kaçan, psikosomatik hastalıklardan mustarip, kronik derecede kaygılı, çevresine ve kendi kendisine öfkeli bir insan... Çoğunluğu bu tarz insanlardan oluşan bir medeniyet, “kendini aşırı önemseyen enaniyet ahlakı”olarak nitelendirdi.
Sayfa 75·Kitabı okuyor
Resûlullaha ittibâ
Sünnete son derece bağlı olmasıyla bilinen İbnü Ebî Zi'b, bir defasında bir akrabası öldürülen kimsenin kâtilden ya diyet alacağına veya kısas yapacağına dair hadisi rivâyet etmişti.ı O sırada yanında bulunan ve daha sonra bu hadisi kendisinden rivâyet edecek olan Ebü Hanîfe bin Simâk ona: “Sen de aynı görüşte misin?" diye sordu. Böyle bir soruyu son derece yadırgayan bu büyük muhaddis bağırarak onun göğsünü yumruklamaya başladı; canını iyice yaktıktan sonra ona şunları söyledi: ”Ben, sana Resülullah sallallahu aleyhi ve sellemin hadisini rivâyet ediyorum, sen bana aynı görüşte olup olmadığımı soruyorsun. Evet aynı görüşteyim. Aynı görüşte olmak hem benim üzerime hem de bu hadisi duyan herkesin üzerine farzdır. AllahTeâlâ insanlann arasmdan Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemi peygamber olarak seçti. Onun vâsıtasıyla ve onun eliyle insanlara doğru yolu gösterdi. İnsanlar ister istemez ona ittibâ etmek zorundadır. Bir Müslümanın yapacağı başka bir şey de yoktur."
Sayfa 329·Kitabı okudu
Din
Az yemenin faydaları
Az Yemenin On Faydası İmâm Gazzâlî’nin bu konudaki şu tavsiyelerini hatırlayalım: 1. İnsan açken kalbe ve beyne fazla kan hücumu olmadığı için düşünme gücü artar; anlayış ve seziş kabiliyeti gelişir. Sürekli tokluk, tembellik doğurur ve kalbi köreltir; çabuk anlama ve kavrama kabiliyetini kaybettirir. 2. Az yemek ve açlık, kalb yumuşaklığı ve gönül huzuru sağlar. Allah’ı anmaktan zevk duymak, etkilenmek ve zikre devam etmek bu sayede mümkün olur. 3. İnsan açlık anında Rabbine daha bir içtenlikle yönelir, kulluğunu idrak eder, acizliğini anlar, Allah’a ibâdete yönelir, kibir ve gururdan uzaklaşır, Mevla’nın yüceliğini, rahmet ve merhametininin sonsuzluğunu kavrar. 4. Aç kalan insan, muhtaçların, fakir ve yoksulların halini anlar. Tok olan, aç olanın halinden anlamaz. Bu yüzden açlık çekenler, Allah Teâlâ’nın nimetlerinin kıymetini daha çok bilir, O’nun azabını ve imtihanını unutmaz. Çünkü bir kısım toplumlar kendilerine verilen bol nimetlerle, başka bir kısmı da açlıkla imtihan olurlar. 5. İnsanı her türlü kötülüğe sevkeden nefistir. Nefse hâkimiyet, az yemek ve açlıkla sağlanır. Çünkü Allah’ın emrine isyân ve karşı geliş, kuvvet Ve şehvetten kaynaklanır. Kuwet ve şehvetin kaynağı ise yeme içmedir. Yemeği azaltmak, şehveti ve kuvveti zayıflatır. 6. Açlık, çok uyumayı engeller. Çünkü çok yiyenler çok uyurlar. Çok uyku ise kalbi karartır, zihnin faaliyetlerini engeller, çalışmayı önler. Çok Uyuyanlar. Allah’a karşı kulluk görevlerini de hakkıyla yerine getiremezler. Alimlerimiz, çok uykuyu bütün felâketlerin sebebi kabul ederler. 7. Az yemek, ibâdetlere devamı kolaylaştırır, kalb ve gönül uyanıklığı sağlar. Aşırı derecede zaman kaybını önler. Büyük zâhidlerden Ali el Cürcânî’ye niçin sürekli çorba içtiği sorulduğunda: “Ben kuru lokmayı çiğneyip yutuncaya kadar,
Din