AlevEUn

Puan vermedi·304 syf.··
2022 6. kitabı
Polonya’nın en başarılı yazarlarından sayılan, 2018 Nobel Edebiyat Ödülü alan Olga Tokarczuk. Ben kitabı çok beğendim. Dili inanılmaz yalın. Konusu çarpıcı. Janina, uzak bir Polonya köyünde, karanlık kış günlerinde astroloji çalışarak, yıldız haritalarını inceleyerek , William Blake şiirlerini tercüme ederek ve varlıklı Varşova sakinlerinin yazlık evlerine göz kulak olarak geçirir. İnsanlar yerine hayvanlarla vakit geçirmeyi tercih eder, fazlasıyla tuhaf ve münzevi tavırları kimilerine göre “kaçıklık”dır. Bir gün komşusu Koca Ayak gizemli bir şekilde ölü bulunur. Gelecek günler daha da tuhaf ölümleri beraberinde getirir. Şüpheler ve soru işaretleri yükselirken Janina, tuhaf teorileri ile kendini soruşturmanın göbeğine yerleştirir. Birileri ona kulak verseydi her şeyi böyle mi olurdu oysa…(arka kapak yazısı) Tam da kitapta [“Dyzio, ….. zaten çevirmen olmaya karar vermişti. Ne kadar harika-bir dilden ötekine çevirmek ve böylece insanları yaklaştırmak- ne güzel bir düşünce.”(s:255) ] Blake çevirileri üzerine yazılmış olan diller arası köprüyü ustalıkla kurmuş olan, Lehçe aslından çeviren Neşe Taluy Yüce’yi de anmadan geçemem.
Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri ÜzerindeOlga Tokarczuk · Timaş Yayınları · 20203,069 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!

AlevEUn

, bir kitap okudu
Puan vermedi·304 syf.··
2022 6. kitabı
Olga Tokarczuk
7.5/10 · 3.069 okunma

AlevEUn

, 2022 okuma hedefini güncelledi.
2022 OKUMA HEDEFİ
41/100 kitap - %41 tamamlandı
41 kitap okudu
100 kitap
11,9bin sayfa
3 inceleme
8 alıntı
“Neden karanlıkta güzellik arama eğilimi sadece Doğulularda bu kadar güçlüdür? (…)Bana göre biz Doğulular, içinde bulunduğumuz şartlardan hoşnut olmayı amaçlayıp elimizdekilerle mutlu olduğumuz için karanlıktan şikayet etmek yerine bunun bir çaresi olmadığını kabullenip ışık azsa azdır der, karanlık üzerine düşüncelere gömülür ve karanlığın içindeki doğal güzelliği keşfederiz.”
Sayfa 55·Kitabı okudu
Tüm dünyada olduğu gibi Japonya’ya da modernizmi sadece yeni fikirleri ve tekniğiyle değil, zevkleriyle de gelir. Renkler hiç olmadığı kadar parıldar, mekanlar güçlü ışıklarla aydınlanır, eşyadaki yaşanmışlık izleri birer birer kaybolur. Yazdığı her metin’de Doğu- Batı sorunsalını bir şekilde dert edinen Tanizaki, tüm bunları basit bir moda değişikliği olarak tanımlayıp geçmez. Dünyayı algılamanın ve yaşamanın bu yeni biçimi ile sert bir hesaplaşmaya girer. Tanizaki gibi bir dehanın bu hesaplaşmaya dair söyledikleri, sadece bir beğeni dönüşümünün değil, modernizm tecrübesi yaşamış her kültürün ortak macerası olarak da okunabilir. Gölgeye Övgü, gölgenin (ve onun estetiğinin) Japon kültüründeki yerine atfedilen bir methiye olmanın yanı sıra gittikçe rüküşleşen, ince zevklere sırtını dönen günümüz dünyasından bakınca bir ağıt aynı zamanda; kör edici ışıklar altında kaybolmaya yüz tutmuş bir mirasa ağıt…(arka kapak yazısı)