Başta sıradan bir hikaye kitabı gibi gelen, kısa fakat mesajı ağır bir kitap.
Aslında başlangıçta özgür olmayı konu ediniyor, devamında onun sebep olduğu dışlanma ve kendini geliştirme, çalışmayı konu alıyor. Tüm bunları bir martı olan Jonathan Livingston’un yaşadıkları aracılığıyla yapıyor. Karakterle kolay bağ kurulması , kolay ders çıkarmaya sebep oluyor.
Özgürlük: Martı Jonathan’ın , diğer martılar gibi olmayı reddetmesi ve kendi uçuş becerilerini geliştirmeye çalışmasıyla başlıyor. Bunun doğal sonucu olarak dışlanmayla hikaye devam ediyor. Martı Jonathan hayatının tümünü , balıkçı teknesi etrafında uçup yemek bulma umuduyla yaşamayı, kendi potansiyelini göremeden yaşamayı reddediyor. Kendi sınırlarını görmek istiyor. Bunu yapmak içinde başkalarının ona koyduğu sınırları reddediyor. Kendisinin ve etrafındakilerin özgür olmalarını istiyor.
Hikayenin dördüncü bölümünde işin dini bir boyuta evrilmesi ve bunun hikayenin verdiği mesaja ters bir formasyonda gerçekleşmesi bize;doğru olarak anlatılılan hikayeleri sorgulamayı, hikayelerin ana mesajını bulmayı öğütlüyor. Bu yalnızca dini bir sorgulama değil zira insan, sorgulamadan kabul ettiği her şeyin esiri olabilme potansiyeli taşır. Bu ,kişinin kendine sınırlar koyması demektir. Kitap bunu düşünmenin önemi dini bir yolla göstermiş ama bunu hayatın din dışında kalan olguları için de kullanabiliriz.
Bunlar dışında sürükleyici bir kitap.