Herkes bu manzaranın eşsiz olduğunu düşünse de aslında kimsenin gerçekten gördüğü yoktu. Pencereyi açıp dışarı sarkmaz, durduğu yerde paslanan çarka bakmazlardı. Suyun yüzeyinde raks eden güneş ışığından öteye de asla bakmaz, yeşile çalan siyah renginin içinde canlı ve ölüleriyle o suyun gerçekten ne olduğunu görmezlerdi.
"Hayatımızı hep bir şeyleri erteleyerek, hep bir gün diyerek harcıyoruz. Ama aslında sahip olduğumuz tek şey şimdi. Şu an ve burası. Bunları iyi değerlendirirsek, hayallerimize ulaşmamamız için hiçbir neden yok. Yıllar sonra bir sabah uyanıp tüm şansımızı kaybetmek istemeyiz, değil mi?"
Mağaranın zemininde, gözyaşlarıma hâkim olamadan, tortop olmuş vaziyette yapayalnız kaldım. Saç tutamlarım yüzüme döküldü.*Hayır. Umudumu o kadar kolay kaybetmedim. Hiç bir zaman kaybetmeyeceğim.*