Muhammed Ali KAYA

Muhammed Ali KAYA
@Ali290
İstanbul
Üsküdar, 9 Ağustos 1995
5 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı
ÂLEMİN NİZÂMI İÇİN HİKMETLİ YÖNTEMLER Hasan Kâfi Akhisâri -Müellif:Yüce Allah,bir kavimde bulunan nimet ve âfiyeti,o kavim,kendilerindeki iyi halleri ve fiilleri,fenâ hallere ve fiillere döndürmedikçe,bozup değiştirmez.Yâni bir kavim,aralarında hak üzere,adâlet ve istikâmet ile muâmele etmeye,karşılıklı güzel ve iyi ilişkiler kurmak suretiyle yaşamaya devâm ettikleri müddetçe,Allah onların nizâm ve intizamlarında bulunan nimet ve âfiyetini değiştirip bozmaz. -Müellif:Durum böyle olunca,her bir sınıf ehlinin kendilerine mahsus olan işleri üzerinde sebât etmeleri,devlet yönetiminin intizamlı bir şekilde yürümesini gerektirir.Fakat bu sınıfların,kendilerine mahsus olan amelleri ihmâl edip tembellik etmeleri,nizâmı bozar,yönetimde bozukluğa sebebiyet verir.Bu kâideden anlaşılacağı üzere,bir sınıf ehlinin kendi işinden alınıp başka sınıfın ameline zorlanmaması gerekir.Zirâ bu tarz bir zorlama kargaşa ve düzensizliği getirir. -Muellif:Dolayısıyla beylik ve pâdişahlık ancak hüsn-i siyâset ile yâni yönetimde güzel,yerinde ve uygun tedbirlere başvurmak suretiyle tamâm olur,başka türlü kemâl bulamaz. -Müellif:Mülkün sebâtı adâlet ile olur denilmiştir.Yine şöyle denmiş "Hükümdarların devlet ve izzeti,adâlettedir".Denilmiş ki"Kimin gafleti uzarsa,o kimsenin devleti elinden gider".Hâkimlerden biri demiş ki"Akıl gibi bir idâreci,adâlet gibi bir koruyucu,hak gibi bir kılıç,doğruluk gibi bir yardımcı yoktur".Denildi ki "Değersiz kimseler başa geçerse,asil ve kıymetli insanlar helâk olur.Alçak olan yüksek bir mertebeye erişirse,faziletli olan alçağa düşer.Fenâ tabiatlı olanlar bey olurlarsa,faziletliler helâk olurlar.Şerli kimselerin devleti,hayırlı kimselerin mihnetidir.Keremli kimselerin devlet bulması,büyük ganimetlerdendir". -Müellif:Sâsâni hükümdârı Enuşirvan'ın kâtibi,Büzürcmihr
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
es-SİYÂSETU'Ş-ŞER'İYYE İbn Teymiyye -İbn Âbidin:Siyâset;halkı dünyâ ve âhirette kurtulacakları yola irşâd etmekle,onların iyiliğine ve faydasına çalışmaktır. -Hâşiye-i Miskin;Siyâseti zâlime:Halkın haklarına zıt olan bir siyâsettir.Siyâseti âdile:Halkın haklarını zâlimlerin elinden kurtaran,zulüm ve fenâlıkları defedip savan,fitne ve fesad ehlini men edip engel olan siyâsettir.Bu,şeriattan sayılır. -Mâverdi:İmamı(halifeyi) akdetmek,icma' ile vâcibtir. -İbn Teymiyye:Yöneticiler âyeti olan bu âyet/Nisâ 58,emânetlerin ehline verilmesini ve adâletle hükmetmeyi farz kıldığından dolayı,bu iki madde âdil siyâsetin ve doğru hükümetin temel unsurudur. -İbn Teymiyye:Yöneticinin,müslümanların işleriyle ilgili her işe,vereceği görev için en lâyık olanı seçmesi gerekir.-En lâyık kişileri görevlendirmesi,yönetici üzerine farzdır. -H.z Ömer:Kim,müslümanların işleriyle ilgili bir şey üstlenir,bir adamı kendisiyle arasındaki sevgi veyâ akrabalık bağı yüzünden seçerse,muhakkak ki Allah'a,Rasulü'ne(aleyhissalâtu vesselam) ve müminlere hiyânet etmiştir. -İbn Teymiyye:Eğer yönetici,aralarında akrabalık bağı bulunduğu,eski dostu veyâ arkadaşı olduğu,aynı memleketten olduğu,aynı mezhebten veyâ tarikattan olduğu,aynı ırktan olduğu,kendisinden rüşvet olarak alacağı mal veyâ menfaat için veyâ bunlar dışındaki başka sebebler yüzünden yâhutta göreve daha lâyık olan kişiye kalbinde kin olduğundan veyâ aralarında düşmanlık olduğundan dolayı bir görevi en çok hak eden ve en uygun olan kişi yerine başkasını yönetici tâyin ederse,bu takdirde kesinlikle Allah'a,Rasulü'ne(aleyhissalâtu vesselam) ve müminlere hiyânet etmiş olur.-Çünkü kişi,evlâdına veyâ uzun müddet dostluk ettiği kişilere olan sevgisinden dolayı,bâzı yönetim alanlarında onları tercih eder veyâ onlara haketmediklerini verir.Böyle
İSLAMCI GENÇLİĞİN EL KİTABI: Kadir Mısıroğlu -Müellif:Hayat,Allah'ın,kullarına âhireti kazanmak için bahşettiği bir mühlettir.Dünyevi nimetler,bu gâyenin gerçekleşmesi için birer vesile ve vâsıtadan ibârettir.Hiçbir vâsıtayı gâye mevkiine yükseltmeden yaşamaya çalış. -Müellif:Hayatta şu üç seçimi dikkatli yapmalısın.Bunlar;iş,eş ve dost seçimidir.Bu seçimlerde hatâ edersen,hem dünyâ ve hem de âhirette muhâtaralara mâruz kalırsın. -Müellif:Zamânı,sağlığını ve paranı doğru bir sûrette ve iktisatlı kullanmaya alış. -Müellif:Her ânın icâbı ve imkânları başka başkadır.Mühim olan,bunları değerlendirmesini bilmek,maslahata göre hareket edebilmektir.Bunun içinse,geçmişte yaşanılmış hâdiseler ve onların muhtevâsındaki "ibret dersleri"birer meş'ale gibidirler. -Müellif:Bir görüş,eğer muayyen vasıfları hâizse,bir tek inanan ve tatbik edeni olmadan bile dünyâ görüşü sayılabilir.Bu "muayyen vasıflar"fizik ve metafizik âleme müteallik olup,insan müfekkiresi için vârid'i hâtır olan bütün sualleri cevablandırabilmek ve bu iki âlemin vâkıalarını tezadsız bir izah tarzı ile değerlendirebilmek imkânını sağlayan,bir takım umdelere sâhib olmaktır.Ancak bu temel umdelerin kullanılması suretiyledir ki,mükevvenâtın tezadsız bir izâhına ulaşılabilir. -Müellif:İslam Dünyâ Görüşü,nâmütenâhi derin ve geniştir.Zira o,insan da dâhil olmak üzere varlıkların zâhir ve bâtın bütün hususiyetlerine mütedair,Allah indindeki vukûfa istinâden vaz' edilmiş bir kâideler mecmuâsıdır. -Müellif:Devlet,İslâm'ın getirdiği hakikatler manzumesini gâlib ve hâkim kılmak için teessüs ve taazzuv etmiş bir vâsıtadan başka bir şey değildir.Yâni devletin temeli,İslam mefkuresidir. -Müellif:Gerçekten İslam,insanı her zaman ve mekânda sâhib olageldiği asli ve tabii,ruhi ve bedeni meyillerle tanır ve ona göre yönlendirir.Onun
İSLAM HUKUKUNDA İCTİHAD Hayrettin Karaman -Müellif:Nasların bulunduğu yerde yapılan ictihad;onları anlamak,tercih ve tatbik etmek için yapılmıştır.İctihad iki farklı sahada cereyan etmiştir.1-Nasların bulunmadığı yerlerde kıyas,istihsan,maslahat,istishab v.b yollar ile 2-Nasların bulunduğu yerlerde onları anlamak,sözlerin maksud ve medlullerini tâyin etmek usûl ve yolları ile. -Müellif:Ûsul âlimlerinin büyük bir kısmı,nasların tümünü ve tatbikatı göz önüne alarak bu ihâtâ ve beyânın(Kur'ân'ın her şeyi açıklamasının)dâima ismen ve lafzen olmayacağını,naslardan çeşitli istidlal yolları ile çıkarılan hükümlerin de ilâhi beyân olduğunu ileri sürerken Dâvud İbn Ali,İbn Hazm ve tâbileri nasların bütün dini hükümleri ismen ve lafzen muhtevi bulunduğunu,bunların açık beyan ve delâletleri dışında kalan kıyas ve istidlallerin bâtıl olduğunu iddia etmişlerdir. -İbn Hazm:Naslar ya farz kılmak,ya haram kılmak yâhut da mubah kılmak suretiyle her şeyin hükmünü câmidir. -İmam Şâfii:Kıyas yoluyla varılan hükümler de ilâhi beyan içinde yer almaktadır. -İmâmu'l Harameyn:Hüküm ve fetvâların onda dokuzu rey ve istinbatla elde edilmiş olup,haklarında açık nas yoktur. -Şehristâni:Kesin olarak biliyoruz ki gerek ibâdetler gerekse tasarruflar sahasında hâdiseler sayıya ve hududa sığmayacak kadar geniş ve çoktur.Yine kesinlikle biliyoruz ki her hâdise için bir nas gelmemiştir ki zâten bu tasavvur da edilemez. Şimdi naslar sınırlı vâkıalar ise sınırsız olunca kesin olarak anlaşılıyor ki ictihad ve kıyas farzdır. -İbn Kayyim:Naslar hükümleri teker teker değil,neviler(umumi kâideler) şeklinde ihtivâ etmektedir. -Şâtıbi:Şeriat her cüz'i hâdisenin hükmüne bir nas getirmemiş,sayısız hâdiseleri içine alan külli kâideler ve mutlak ifâdeler getirmiştir. -Müellif:İmam Şâfii er-Risâle'sinde,ictihâda
İSLAM ÂLİMLERİNİN GÖZÜYLE ZAMÂNIN KIYMETİ Abdulfettah Ebu Gudde -Müellif:Eğer müslüman kendinden istenildiği gibi,namazı ilk vaktinde kılarsa,bu,vakti koruma,belirlenen zaman dilimlerine dikkat etme,her amel için belirlenen zaman dilimine karşı hassas davranma yönünde, müminin tabiatına bir ayarlama getirir. -Müellif:Böylece peş peşe gelen kısa süreler içinde,namazları edâ eden kimse vakitlere karşı hassas olur,sürelere dikkat eder ve her ibâdeti belirlenen vakitte en güzel şekilde yapma alışkanlığı kazanır. -Müellif:Müslüman,hayâtını yaşarken vakit hususunda çok dikkatli olmalıdır.Her işini münâsib ve uygun vakitte yapması gerekir.Vakit bir zaman ölçüsü olup,Allah'ın insana verdiği en büyük nimetlerden biridir.Vakit,gerek âlimin ve gerekse talebenin hayâtında,hem sermâye hem de kazançtır.Akıllı kimsenin bunu boş yere hebâ etmesi,hayâtını boşa geçirip çarçur etmesi uygun olmaz. -Müellif:İnsanın,vaktini güzel değerlendirip hayâtını tanzim ederek,vaktini rayına oturttuğunda,ayrıca fuzuli konuşmalardan,yemeklerden,meclislerden ve toplantılardan uzak kaldığında,ne büyük neticeler elde edilebileceğini beyân ettim.Çünkü,zamânı güzel değerlendirmekle en güzel neticelere ulaşılır ve geridekilere bırakılacak güzel eserler ortaya çıkar. -Fahreddin Râzi:Allah,zaman olan asra yemin etmiştir.Çünkü,zamanda acâyiblikler vardır.Şöyle ki,mutluluk ve üzüntüler,sıhhat ve hastalık,zenginlik ve fakirlik zaman içinde olur. -Denilmiş ki "Geçen vakti kaybettiğine üzülmekle meşgul olmak,ayrı bir vakit öldürmedir". -Ebu Said el-Harraz:Geçen vakitle meşgul olmak,ikinci bir vakti zâyi etmektir. -Abdullah İbn Muhammed İbn Munâzil:Geçmiş ve gelecek vakitlerle meşgul olanın vakti,faydasız yere geçip gider. -İbn Cemra:"Vakit bir kılıç gibidir, sen onu kesmezsen o seni keser" sözü,sonra yaparım demen