Muhammed Ali KAYA

Muhammed Ali KAYA
@Ali290
İstanbul
Üsküdar, 9 Ağustos 1995
5 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı
İSLAM HUKUKUNDA İCTİHAD Hayrettin Karaman -Müellif:Nasların bulunduğu yerde yapılan ictihad;onları anlamak,tercih ve tatbik etmek için yapılmıştır.İctihad iki farklı sahada cereyan etmiştir.1-Nasların bulunmadığı yerlerde kıyas,istihsan,maslahat,istishab v.b yollar ile 2-Nasların bulunduğu yerlerde onları anlamak,sözlerin maksud ve medlullerini tâyin etmek usûl ve yolları ile. -Müellif:Ûsul âlimlerinin büyük bir kısmı,nasların tümünü ve tatbikatı göz önüne alarak bu ihâtâ ve beyânın(Kur'ân'ın her şeyi açıklamasının)dâima ismen ve lafzen olmayacağını,naslardan çeşitli istidlal yolları ile çıkarılan hükümlerin de ilâhi beyân olduğunu ileri sürerken Dâvud İbn Ali,İbn Hazm ve tâbileri nasların bütün dini hükümleri ismen ve lafzen muhtevi bulunduğunu,bunların açık beyan ve delâletleri dışında kalan kıyas ve istidlallerin bâtıl olduğunu iddia etmişlerdir. -İbn Hazm:Naslar ya farz kılmak,ya haram kılmak yâhut da mubah kılmak suretiyle her şeyin hükmünü câmidir. -İmam Şâfii:Kıyas yoluyla varılan hükümler de ilâhi beyan içinde yer almaktadır. -İmâmu'l Harameyn:Hüküm ve fetvâların onda dokuzu rey ve istinbatla elde edilmiş olup,haklarında açık nas yoktur. -Şehristâni:Kesin olarak biliyoruz ki gerek ibâdetler gerekse tasarruflar sahasında hâdiseler sayıya ve hududa sığmayacak kadar geniş ve çoktur.Yine kesinlikle biliyoruz ki her hâdise için bir nas gelmemiştir ki zâten bu tasavvur da edilemez. Şimdi naslar sınırlı vâkıalar ise sınırsız olunca kesin olarak anlaşılıyor ki ictihad ve kıyas farzdır. -İbn Kayyim:Naslar hükümleri teker teker değil,neviler(umumi kâideler) şeklinde ihtivâ etmektedir. -Şâtıbi:Şeriat her cüz'i hâdisenin hükmüne bir nas getirmemiş,sayısız hâdiseleri içine alan külli kâideler ve mutlak ifâdeler getirmiştir. -Müellif:İmam Şâfii er-Risâle'sinde,ictihâda
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İSLAM ÂLİMLERİNİN GÖZÜYLE ZAMÂNIN KIYMETİ Abdulfettah Ebu Gudde -Müellif:Eğer müslüman kendinden istenildiği gibi,namazı ilk vaktinde kılarsa,bu,vakti koruma,belirlenen zaman dilimlerine dikkat etme,her amel için belirlenen zaman dilimine karşı hassas davranma yönünde, müminin tabiatına bir ayarlama getirir. -Müellif:Böylece peş peşe gelen kısa süreler içinde,namazları edâ eden kimse vakitlere karşı hassas olur,sürelere dikkat eder ve her ibâdeti belirlenen vakitte en güzel şekilde yapma alışkanlığı kazanır. -Müellif:Müslüman,hayâtını yaşarken vakit hususunda çok dikkatli olmalıdır.Her işini münâsib ve uygun vakitte yapması gerekir.Vakit bir zaman ölçüsü olup,Allah'ın insana verdiği en büyük nimetlerden biridir.Vakit,gerek âlimin ve gerekse talebenin hayâtında,hem sermâye hem de kazançtır.Akıllı kimsenin bunu boş yere hebâ etmesi,hayâtını boşa geçirip çarçur etmesi uygun olmaz. -Müellif:İnsanın,vaktini güzel değerlendirip hayâtını tanzim ederek,vaktini rayına oturttuğunda,ayrıca fuzuli konuşmalardan,yemeklerden,meclislerden ve toplantılardan uzak kaldığında,ne büyük neticeler elde edilebileceğini beyân ettim.Çünkü,zamânı güzel değerlendirmekle en güzel neticelere ulaşılır ve geridekilere bırakılacak güzel eserler ortaya çıkar. -Fahreddin Râzi:Allah,zaman olan asra yemin etmiştir.Çünkü,zamanda acâyiblikler vardır.Şöyle ki,mutluluk ve üzüntüler,sıhhat ve hastalık,zenginlik ve fakirlik zaman içinde olur. -Denilmiş ki "Geçen vakti kaybettiğine üzülmekle meşgul olmak,ayrı bir vakit öldürmedir". -Ebu Said el-Harraz:Geçen vakitle meşgul olmak,ikinci bir vakti zâyi etmektir. -Abdullah İbn Muhammed İbn Munâzil:Geçmiş ve gelecek vakitlerle meşgul olanın vakti,faydasız yere geçip gider. -İbn Cemra:"Vakit bir kılıç gibidir, sen onu kesmezsen o seni keser" sözü,sonra yaparım demen

Muhammed Ali KAYA

, bir kitap okudu
Puan vermedi·336 syf.·
2021 1. kitabı
-İSLAM DÜNYÂ GÖRÜŞÜ Kadir Mısıroğlu 2. Bölüm -Müellif:İslam Dünyâ Görüşü'nde akla büyük bir değer atfedilmekle berâber,bunun mâhiyeti felsefi bir ıstılah/terim olan rasyonalizm ile aynı değildir.Zirâ rasyonalist filozoflar,varlık sebebi olmayan hiçbir şeyin mevcud olmadığına,mâkul/akledilebilir olmayan bir şeyin bulunmadığına inanırlar. -Müellif:Aklın yanılmasını önlemek için,düşünmenin bir nevi metodolojisi olmak üzere mantık adıyla bir ilim tesis edilmiştir.Bilinen gerçeklerden hareketle bilinmeyenlere ulaşmak üzere akıl yürütmenin,yâni i'mâl-i fikir etmenin kâidelerini tanzim eden bu ilmi disiplin de,aklın zaaflarını bertaraf etmeye kifâyet etmemiştir. -Müellif:Müslümanlar,aklen kabil-i kontrol olan sayısız gerçeğin incelenmesi sonucunda,ilâhi emirlere hâkim olan tezatsız ve istisnâsız mâkuliyeti zihnen ta'mim(umumileştirme) ederek,bütün ilâhi beyanlara teşmil ederler ve teslimiyete ulaşırlar.-Müşâhede sahasına giren dini emirlerdeki akla uygunluğun teselsül edip gittiğini görünce,bu ma'kuliyetin,akıl erdiremedikleri meselelerde de devâm edeceğini kabul ve tasdik ederler. -Müellif:Akıl kelimesi,Arapça ikal'den gelir.İkal ise,kalkmaması için devenin dizine bağlanan ipin adıdır.Bu ip,develere çölde salma gezip bir tehlikeye mâruz kalmaması için bağlanır.İnsanda bu melekeye akıl denilmesi de,onun da sâhibini tehlikelere sürüklenmekten koruyarak zaptu rabt eylemesinden dolayıdır. -Mukaddeme;külli önerme demektir.İstikra;tümevarım demektir.İstintac;tümdengelim demektir. -Mukattaa harflerine,huruf-u tehecci,evâilü's-süver,fevâtihu's-süver ve huruf-u mübheme de denilir. -Müellif:Eski Yunan kültüründe,kendisinden evvelki akıl yürütme veyâ muhâkeme usulleri üzerine vâki düşünceleri sistemleştirerek bir ilmi disiplin hâline getiren ilk filozof Aristo'dur.Ona göre,mantık bir
-İSLAM DÜNYÂ GÖRÜŞÜ Kadir Mısıroğlu 1. Bölüm -Müellif:Temel İslâmi umdelerin/prensiplerin kavranmasında ve hazmedilmesindeki kifâyetsizlik sebebiyle,İslâmi cephede hizmet veren kimselerin bir kısmının,gerek fikirlerinde gerekse hareketlerinde bâzı tezadlar ortaya çıkmıştır. -Müellif:İnsan beyni için mücerredleri kavramak,müşahhasları kavramak kadar kolay değildir. -Müellif:Unutmamak lâzımdır ki,her fiil bir his veyâ düşünce zemininde vukua gelir. -Müellif:Dünyâ görüşü,hayat ve kâinâtı mevcudiyet ve işleyiş itibâriyle birtakım umumi prensiplerin ışığı altında değerlendiren bir görüş demektir.Böyle bir görüş,muteârifelerle başlayıp kendi içinde tezâda düşmeksizin,bir tefekkür ve tehassüs sistemi oluşturur ki,bunda aynı zamanda insan müfekkiresi için vârid-i hatır olan her suâle bir cevap verilmiş olması lâzım gelir.Bir görüşü,dünyâ görüşü kılan asıl müessir,şu genişlikteki muhtevânın aynı zamanda tezadsız olmasıdır. -Müellif:Hakikatte İslam,saltanâtı ne emreder ve ne de men eder.İslam,idârede şekil hususunda ümmeti serbest bırakmıştır.Bunun mânâsı,siyâsi idâre şeklinin maslahata,yâni ahvâlin gereğine göre gerçekleştirilmesi hakkında sarih bir cevazdır. -Not:Filos dost,sofia ise hikmet demektir.Bu iki Yunanca kelimeden türetilmiş bulunan filozof ise,hikmet sever mânâsındadır.Milattan altı asır öncesine kadar filozoflara,hâkim karşılığı olan sagesse denilirdi.Sagesse,bizdeki hikmet mânâsınadır.İlk olarak Pisagor,bu kelimeyi ulûhiyete lâyık görerek daha mütevâzi olan filozof kelimesini kullanmış ve bunu herkese tavsiye etmiştir.Sonraları Eflâtun ve Aristo tarafından o zamanlar müstakil bir ilim olan siyâsiyat da felsefe ile birleştirildi.Böylece filozoflar tıp dâhil zamanlarının her ilmine âşina bir simâ olarak ortaya çıktılar. -Müellif:Bir topluma hiyânetin en mükemmel