Zavallı anne şu bir tek hediyye-i ömrün
Saadetiyle garik-i sürur iken daha dün,
Bugün başında nigehbân-ı pür-teessürdür.
Mezar gibi oda samt ü sükun ile pürdür.
Nedir iniltisi hâriçte bâd-ı sermânın?
Bükâsı hastaya âit midir şu bârânın?
Teesürât-ı beşerden gelir mi dehre melâl?
"Zehi tasavvur-ı bâtıl, zehî hayal-i muhâl"
Bu kim bilir ne kadar böyle berdevâm olacak,
O yaşlı gözlerine uykular haram olacak;
Çocuk açılmayacak belki uykusundan hiç...
Sakın hanım, bu fena hissi etmeyin terviç;
Bakın, hava ne güzel açtı, incilâ buldu;
Deminki velvele, şiddet sükûnpezir oldu
Bulur, çocuk da şifâlar, olursunuz mesrûr;
Hüda büyüktür, eder mâtemi mübeddel-i sûr...
Çocuk, o şimdi kavî bir civan fakat mâder,
Zavallı, üstüne hâlâ çocuk gibi titrer.