''Asıl mesele, “çok okumak” değil, “doğru okumaktır.”
Her kitap bilgi olmadığı gibi, her yazar da bir bilge değildir. Hakikati arayan okur, kitabı vitrininden değil, kendi yarasından
seçer. Çünkü hakikati büyüten şey, pazarın dayattığı başlıklar olamaz, insanın içindeki sancıdır.
Ve belkide: bazen bir tek satır, bin kitaplık bir kütüphaneyi yakmaya yeter.''
Sürgün ve Yalnız
Ne güzeldir insanın hayatın tüm tortularından arınıp, eteğindeki
taşları dökerek doruklara tırmanması. Kendinle baş başa kalmak,
yorgun bir ruhun dingin bir nefes alışıdır.
Ama hüzünlüdür, insana dayatılan tecrit yalnızlıkları... Hüzünlü-
dür sürgün edilmiş yalnızlıklar. Ve bir başka derin yaradır, kalabalıklar içindeki tekliğin sancısı. Yabancıdır varlığın tüm yerli alış-
kanlıklara... Acıklıdır tüm dayatılan yalnızlıklar.
Ne güzeldir iradi yalnızlık! Aştığın dağların, geçtiğin yolların yorgunluğunu sırtını dayadığın bir ağaca bırakmak... Yaşamın deminden yudumlamak ve bilgece kendinle baş başa kalmak.
Bir söz et!
ezberleri bozan, huzur kaçıran
bunu hiç düşünmemiştik desinler
sözde izin kalsın.
Bir ses ol!
ok eyle avazını delip geçsin,
aşsın ahrazlığın duvarından
duvarda izin kalsın.
Bir şey yap!
tam da taşlaşmışken insanlığın kalbi
taşa tökezleyen ihtiyarın elinden tut
umutta izin kalsın.
Bir şey yaz!
bir şey kat insanın bilgi dağarcığına
cesaretlendiren, düşündüren, dönüştüren
insanda izin kalsın.