Hazeyn

Hazeyn
@Alidgr4
Dert tekamül yolculuğudur . Yürütür, büyütür, pişirir...
Ameliyat Masasındaki İstanbul...3 Osmanlı payitahtı İstanbul için sonun başlangıcı Tanzimat Devri’dir. Modernleşme hareketlerinin hız kazandığı bu dönemde, şehirleşme alanında da radikal gelişmeler yaşanır. 1855’te Avrupa belediyeleri tarzında kurulan “şehremaneti” ile İstanbul için Batılı belediyecilik anlayışı boy gösterirken zamanla geleneğin, eskinin esamisi bile okunmaz olur. Bilhassa İttihat ve Terakkî yönetiminin şehremini Cemil Topuzlu Paşa’nın devri, tam yıkım yıllarıdır. Aslen cerrah olan paşa, İstanbul’u âdeta ameliyat masasındaki bir hasta gibi kesip, biçer. Bu dönemde “Modernite”nin yıkıcılığı, “Âsâr-ı Atîka”nın karşısına dikilir. Günümüzde de hâlen kullanılan Fatih, Doğancılar, Gülhane parklarını açmak için güzelim eserler, surlar, anıt ağaçlar yok edilir. Hatta paşa, hızını alamayıp Sultanahmet Meydanı’nı temizlemek(!) için bir Mimar Sinan şaheseri olan Haseki Hamamı’nı dahi yıkmak istemiş, fakat gelen itirazlar neticesinde şükür ki bu emeline ulaşamamıştır. Yine paşanın hışmından kurtulan, kendi deyimiyle “Yeni Cami’ye âdeta bir sülük gibi yapışmış çirkin yapıyı ne yazık ki yıkamadım…” itirafına muhatap olan yapı; Yeni Cami Hünkâr Kasrı’dır. Kendini modern addeden köhne zihniyetin misalleri, Osmanlı İstanbul’u için daha kötü günlerin sadece ayak sesleridir…Devam ediyor..
Tarih
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Viran Şehirden Cihan Şehrine......2 Bizans’ın Konstantinopolis’ini, Osmanlı İstanbul’u yapan şehrin fatihi Sultan İkinci Mehmed, yıllardır hayalini kurduğu övülmüş beldeyi o kadar harap bulur ki dudaklarından şu beyit dökülüverir: “Perdedâri mîküned der kasr-ı Kayser ankebût / Bûm nevbet mîzened ber kubbe-i Efrâsiyâb” (Kayser’in kasrında örümcek perdedarlık ediyor, Efrasiyab’ın kubbesinde de baykuş nevbet çalıyor.) Devrin tarihçilerinin de desteklediği, şehrin bu hâl-i pürmelâlinin sebebi, 1204’te haçlıların İstanbul’u işgali idi. Haçlılar burada, 1261’e kadar Latin İmparatorluğu adıyla 57 yıl sürecek bir hâkimiyet kurdular. Bu süre zarfındaki yağma ve tahribat yüzünden şehir çok zarar gördü. Fetih öncesinde büyük ve köhne bir köyü andıran İstanbul, Osmanlılar ile tarihinin altın çağlarına doğru bir yolculuğa çıktı. Fatih Sultan Mehmed, fethettiği şehri bir taraftan imar ederken diğer taraftan iskân faaliyetlerini başlatmış; İstanbul’un ilim, irfan ve sanat merkezi olmasına gayret göstermişti. Çünkü sultan, şunu çok iyi biliyordu: Bir yeri sadece süslü yapılar, ihtişamlı binalarla güzelleştiremezsiniz. Şehre ruh katan, aynı zamanda medeniyeti inşa eden, o şehirde yaşayanlardır. Sağlam temeller üzerine oturtulan Osmanlı İstanbul’unu daha da güzelleştirmek için âdeta hayır yarışına girildi. Saltanatları boyunca başta padişahlar olmak üzere valide sultanlar, paşalar ve vakıf kurumları eliyle dünyanın kendine hayran olduğu bir şehir inşa edildi. Ve bu hâl, Devlet-i Aliyye’nin son devrine kadar devam etti....Devam ediyor
Tarih
Osmanlı İstanbulu’nun Sonu ...1 Istanbul imarı hakkinda küçük bir yazı eminim ufuklariniz açılacak. Şehre sahip çıkan banilerle, dedesinin hazinesini yiyen mirasyedilerin ev sahibi İstanbul… Bu şehri imar edenler de olmuş, imha edenler de…  İmar ettiğini söyleyip zamanın ve mekânın ruhunu yok edenler de… Bu mücadelenin mazisi çok eskilere uzanır. Çünkü İstanbul, paylaşılamayan bir cevheristandır. Gelin beraber, savaş meydanından rant kavgalarına sahne olmuş İstanbul’un imar tarihinde kısa bir yolculuğa çıkalım... Devam ediyor.
Tarih
BİD'AT: Dinimizde olmayıp da sonradan ortaya çıkanlan, sünneti ortadan kaldıran, sünnete zit alan ve şer'i bir delile dayanmayan her şeye bid'at denir. Bunlar inanç ve ibadetle ilgili olabileceği gibi günlük hayatla ilgili olarak sonradan ortaya çıkan yeni fikirler, davranışlar, uyqulama ve ådetlerle ilgili de olabilir. Yani Peygamber Efendimiz (sav) ve Sahabe-i Kiram Efendilerimiz zamanında bulunmadığı halde sonradan ortaya çıkanlan seylerdir. Kur'anı Kerim, Peygamber Efendimiz (sav), Sahabe-i Kiram Efendilerimiz ve Ehl- Sünnet alimleri, bizlere her şeyi açıklamışlardır. Durum bóyle iken dinimizde olmayan hususlar var gibi göstermek ve onlarla amel etmek son derece yanlıştır. Ibadetlere bid'at karistırmak büyük günahtır. Bid'at olan şeyleri sünnet diye işlemek ise haramdır. İslam dini, Peygamber Efendimiz (sav) vasitasıyla her şeyiyle tamamlanmış bir dindir. Bid'atler, İslam'ın en sağlam koruyucu kalesi olan Ehl-i Sünnet ve Cemaat itikadına zarar verir. Peygamber Efendimiz (sa.v.). Sahabe-i Kiram efendilerimiz ve Ehl-i Sünnet alimlerimiz namazı nasıl kılmışlar, orucu nasıl tutmuşlar, zekäti nasıl vermişlerse bizim için en güzel yol aynen onlar gibi yapmaktır. Bid'atler günümüzde sayılamayacak kadar çoktur. Bunlardan en göze çarpan ve zararlı olanlarından biri mezhepsizliktir. "Ben mezhep tanımam, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) zamanında mezhep mi vardi? demek, insanı dinden çıkarmaya götüren en büyük köprüdür...
Din
Zorluklar, belirsizlikler,bezginlikler ve yasam umudumuzu yitirdiğimizi düşündüğümüz zamanlarda ortaklaşa çalışmamız ve bağlarımızı sıkılaştırmamız gerekiyor. Yani güney Afrikalılar gibi ubuntu yapmamız gerekiyor. Yani'Ben biz olduğumuz zaman 'ben'im '... Prof.dr.Sibel çakır.
Alıntı