Sen gülünce,
dünya bir an çocuk olur,
ayaklar yerden kesilir,
bulutlar biraz daha yakınlaşır göğe.
Gülüşün,
bir su birikintisinde dans eden ışık gibi,
saf, temiz, kırılgan ama
bir o kadar güçlü.
Orada çocukluk var;
dizlerinin üstünde zıplayan bir neşe,
düşlerin peşinden koşan bir cesaret, gözlerinde kaybolan saklı oyunlar.
Ve mutluluk...
Öyle sessiz, öyle zarif ki,
dokunmak istiyor insan ama
gülüşün öyle doğal ki,
zarafeti kendiliğinden yayılıyor.
Huzur var onda;
bir evin sıcak köşesi gibi,
soğuk bir günün sonunda açılan pencere
gibi, nefes aldıran, dinlendiren bir sessizlik.