İki Şehrin Hikayesi
Merhaba arkadaşlar, bu eseri ilk kez geçen sene Mart ayında okumuştum, şimdi ise ikinci kez okudum. Ikinci kez okumamın nedeni ise, ilk okuduğum da kafamda takılan bazı yerlerin olması ve tam olarak anlayamadığım yerlerin olmasından dolayı idi. Ve iyi ki ikinci kez okumuşum diyorum siz de benim gibi bu eseri okuyup kafanızda takılan yerler var ise mutlaka tekrar okumanız gerektiğini düşünüyorum.
Bu eseri , ikinci kez okuduktan sonra aslında olay kurgusunun mükemmel olduğunu, fazlalıklarının olmadığını fark ettim. Tamamen olmasi gerektiğini gibi...
Şimdi de eserin konusuyla ilgili biraz bilgi vermek istiyorum. Eserin isminden de anlaşılacağı üzerine iki şehir de gerçekleşen olaylardan bahsediliyor. Bu şehirlerden biri, İngilitere diğeri ise Fransa idi. İngilitere de, 1970 lerde bir problemin olmadığını insanların hayatını sürdüğünü anlıyoruz. Diğer şehir de ise, 1970 lerde orada yaşayan insanların iki sınıf olarak soylular ve halk olarak ayrıldığını görüyoruz. Soyluların, halka kötü davrandığını , sadece kötü davranmakla kalmayıp soyluların zenginlik , lüks içinde yaşarken, halkın açlık, sefalet yoksulluk içinde yaşadığını fark ediyoruz. Hatta yalnızca bu şartlar altında yaşamakla kalmayıp, soylular tarafından oradan yaşayan halka, insan yerine koymadıklarını da öğreniyoruz. Fransız İhtilalinin neden Fransa da başladığını anlayabiliyoruz. Neden başka ülkeler değil de Fransa ? Bu sorunun cevabını da buluyoruz. Tabiki de eserdekilerin gerçek olmadığını biliyorum . Yalnızca o dönemin nasıl olduğu hakkında ufak tefek bir bilgi almak isterseniz ? Bu eseri mutlaka okumanız gerektiğini söyleyebilirim. Iyi okumalar dilerim...
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kürk Mantolu Madonna
Bu paylaştığım bir kitap incelemesi değildir. Bu eser ile ilgili düşüncelerim ve duygularımdır.
Ah Raif Ah... Bende ilk başta sana karşı ön yargılıydım. Sayfalara okudukça aslında hiçte öyle biri olmadığın sevdiğin insan tarafından ayrıldıktan sonra bir boşluğa düştüğünü ve ömrünün sonuna kadar da bu durumun devam ettiğini öğrendim. Çok üzüldüm ve çok sevindim... Maria ile insanlardan uzakta kısa da olsa bir hayat sürmüşler bir aşk yaşamışlar çok mutlu oldum... Bunların aşkı ve sevgisi insanı mutlu ediyor hayatta tutunmak için birine ihtiyacın oluyor ve Raif bunu Maria da buluyor. Maria da bunu Raif te buluyor ilk başta korkuyor sevdiğine inanamıyor... Ama sonunda Raif'in onu gerçekte sevdiğini anlıyor... İnsanlarin bu romanı neden bu kadar çok sevdiklerini çok iyi anladım. Ve bu roman da benim için ayri bir yere sahip olacak ...
Çok sevdiğim bir yazarın, güzel bir sözünü paylaşmak isterim.
"Roman okumak, gerçek dünyaya anlam vermeyi öğrendiğimiz bir oyun oynamaktir. Romanlar, bizi kuşatan kaygıları yatıştırır, insanlığın başlangıcından bu yana öyküler anlatılır, çünkü anlatı şifalıdır."
Umberto Eco