Öncelikle bu kadar popüler ve göz önünde olan kitapları okumaya başlama konusunda her zaman problem yaşamışımdır. Okurken kendimi sıradan hissedecekmişim gibi geliyor ama okumaya başladığımda, her defasında pişman olup daha önce okumadığım için kendime kızıyorum.
Eserin tasvir ettiği dünya diğer incelemelerde kendine fazlasıyla yer bulduğundan, ben karakteri odağıma alarak analiz yapacağım.
1984 bende çok farklı bir yer etti. Bazı kitaplar vardır; okursun, bitirirsin, kitabı kapatırsın ama kapanmaz o sayfa...
Orwell kahramanımız Winston'ı çok farklı kurgulayabilirdi. Zulme, işkenceye, baskıya boyun eğmeyebilirdi. Belki sorguda ser verip sır vermezdi. Davasına, aşık olduğu kadına ve duygularına ihanet etmeden, işkence masasında acılar içinde kıvranarak ölebilirdi. Biz de bunu iç çekerek okuyup sonra kapatıverirdik kitabı, öyle ya kapanırdı. O öyle yapmadı. Aslında onuncu sayfadan itibaren biliyorduk Winston'ın işkencede her şeyi itiraf edeceğini, işlemediği suçları dahi üzerine alacağını, "bana yapmayın, Julia'ya yapın" diyerek sevdiği kadını satacağını... Ama her şeyi bile bile, umut bile etmeden ki "umut etme kabiliyetimizi almışlardı elimizden" okuduk...
Gel gelelim nasıl insanlarız ki biz, Winston bizi bu kadar etkiledi. Ne bulduk onda, hangi yanımıza hitap ediyor? Biz bugün kendi düşüncelerimiz (üstelik bu düşüncelerin ideoloji tanımına girecek kadar sistematik bir temele dayanması da gerekmiyor), kendi ideamız uğruna neleri göze alıyoruz. Jop yemekten, gözaltına alınmaktan korktuğumuz için sokağa çıkmadığımız olmuyor mu? Ya da bir paylaşım yaparken fişlenmekten çekindiğimiz... Devlet memuru olmak için kaçmıyor muyuz örgütlenmekten? Grev yapabiliyor muyuz, hakkımızı arayabiliyor muyuz işten çıkarılma korkusunu bir kenara birakıp? Ne kadar sesimizi çıkarıyoruz
*Aydın olmak*, modaya uygun kıyafetler giymek
veya kolalı yakalık ve modern şapka takmak değildir.
Halk size, iyi bir ücret almanız ve akşamları sözde okuma salonlarında iskambil ve domino oynamanız için okutup terbiye vermedi.
"Okumuşların hepsi ulusal zekâyı geliştirmek, ulusal vicdanı uyandırmak, ulusal iradeyi güçlendirmek zorundadır."