"Pişmanlık tövbedir" buyuruyor Resûlullah🌹(Sallallahu aleyhi ve sellem). Demek ALLAH teala, tövbe eden kulunun kalbinde nedamet esintisi arıyor.
La teşbih vela temsil. Ben de özür beyan edenlerin yüzünde bir nebze pişmanlık emaresi görmek istiyorum. Özür diliyor ama yüzünde mahçubiyetin esamesi okunmuyor. Benim nazarımda simaya aksetmemiş, alelade bir özrün kıymeti yok.
"Özür dilerim" den sonra bir de "Seni seviyorum" lafı var. Samimiyetle beyan edildiğinde gönülleri mesrur eden, dargınları barıştıran, aşılmaz sanılan bentleri aştıran bu sözlere artık lafıgüzaf demek daha münasip. Bunlar asrımızda dillere pelesenk olmuş ve ayağa düşmüş iki kardeş cümlecik. Maddenin taktis edildiği bu çağda söz de maalesef ruhunu kaybetti. İfadeler sadırdan koparak değil, ezberden geliyor artık. İnsanlar hissetmeden konuşuyor; kelimeler alelusûl ve süratle dökülüyor ağızlardan. Ne "özür" bir pişmanlığı taşıyor, ne de "sevgi" bir bağlılığı…
Kalpten lisana intikal etmeyen her sevgi ifadesi ve samimiyetsiz her özür beyanı ne kadar güzel olursa olsun, fuzuli bir lakırdıdan ibarettir. Söz, ancak lisan-ı hal ile ahenkli olursa kıymet kazanır.