Serhat

@lirik_kalem·
·
sabitlendi
Can verirken çekilen şiddetli acı insanda bir sarhoşluk hali meydana getirir. Buna Arapça'da ''Sekerat'ül mevt'' denir. (Ölüm sarhoşluğu) İnsan bu merhalede sağlıklı
Din
Reklam
Darwinizme bir bakış
Aşkın (müteal), kelime anlamıyla "fiziksel dünyanın ve sınırların ötesine geçen" demektir. İnsanın aşkın arayışı, kâinatı var eden ilahi kudreti ve hayatın nihai anlamını keşfetme çabasıdır. Evrimsel biyolojiye göre bir canlı sadece hayatta kalmaya ve neslini devam ettirmeye programlıyken, insan "Ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum?, amacım ne?" diye sorar, ölümü ve ölümden sonrasını merak eder. ​İnsan kâinata bakıp bu kozmik şahesere hayranlık duyduğunda akl-ı selim devreye girer: "Sanat varsa sanatkar, fiil varsa fail de vardır." Bu noktada insanın Tanrı arayışı başlar. Üstelik "insan zayıf yaratılmıştır" hayatın meşakkatleri karşısında köşeye sıkıştığında, biçare kaldığı anlarda acziyetini fark eder. İşte bu sarsıcı farkındalık, onu her şeye kadir ilahi bir güce sığınmaya, O'ndan yardım talep etmeye ve O'nunla teselli bulmaya sevk eder. ​Dahası insan adalet, şeref, fedakarlık ve vatan sevgisi gibi somut karşılığı olmayan yüce erdemler uğruna gerekirse hayatını feda edebilir. Aslında bu nevi faziletler, bencil biyolojik menfaatlere tamamen terstir. Mesela, bir askerin vatanı veya sevdikleri yaşasın diye kendini kurşunun önüne atması, doğadaki "ne pahasına olursa olsun hayatta kal ve genlerini aktar" dürtüsüyle taban tabana zıttır; çünkü bu fedakarlık, biyolojik olarak her şeyin sonu demektir. ​Velhasıl kelam insanı insan yapan bu ulvi hasletler ve aşkın arayış, salt hayatta kalma ve gen aktarımı odaklı hiçbir maddi mekanizmayla izah edilemez.
Felsefe
Materyalizme bir bakış...
Öznel deneyim yada enfüsî tecrübe, felsefedeki adıyla "qualia", yani bir şeyleri sadece mekanik olarak algılamanın ötesinde, onları bizzat tecrübe ederken hissettiğimiz o benzersiz duygu durumudur. ​Mekanik izahat şöyledir: Gözümüz bir ışık dalgasını alır, beyne sinyal gönderir ve beyin "kırmızı" rengi tanımlar. ​Öznel deneyim ise, sizin bir gün batımını izlerken içinizde uyanan o huzur, hüzün ya da hayranlık hissidir. ​Bir yapay zekaya veya robota acıyı, sevgiyi ya da kahvenin kokusunu belki tanımlayabilirsiniz ama yapay zeka "acının ve sevginin ruhumuza tesirini" kahvenin tadındaki "hazzı" asla bizzat hissedemez. İşte materyalizmin açıklayamadığı şey budur. Kör, şuursuz ve cansız atomlar bir araya gelince nasıl oluyor da acı çeken, haz alan, neşelenen, hüzünlenen ve dünyayı içeriden deneyimleyen şuurlu bir "ben" meydana getirebiliyor?
Felsefe
Yirminci asrın en şöhretli ateist düşünürlerinden
Bertrand Russell
Bertrand Russell
, kâinatın kökenine dair bir sualle karşılaştığında, "Evren var ve hepsi bu kadar" diyerek meseleyi adeta kestirip atmıştır. Akli
Felsefe