Bazen
inanılmaz, akıl almaz, garip rüyalar görürsünüz.
Uyanınca açık seçik hatırlarsınız rüyanızı,
tuhaflığına şaşarsınız: İlk hatırladığınız,
gördüğünüz rüya süresince aklınızın başında
olduğudur. Sizi kuşatmış, kötü niyetlerini sizden
gizlemeye, kurnazlık edip dost görünmeye
çalışan, öte yandan hazır silahlarını size
göstermeyen, harekete geçmek için bir işaret
bekleyen katillerin elinden bütün o uzun zaman
içinde son derece kurnazca, akıllıca davranıp
kurtulduğunuzu hatırlarsınız. Sonunda onları
nasıl atlattığınızı, saklandığınızı hatırlarsınız. Ne
var ki sonradan saklandığınız yeri de, tüm
aldatmacalarınızı da ezbere bildiklerini fark
ediverir, sonundaysa yine aldatmayı başarırsınız
onları. Bütün bunları açık seçik hatırlarsınız.
Peki ama, rüyanızı baştan sona dolduran bütün o
apaçık saçmalıklarla, imkansız şeylerle
mantığınız nasıl uzlaşır? Sizi kuşatmış
katillerden biri gözlerinizin önünde ansızın bir
kadına dönüşmüştür, sonra da kadın küçük,
kurnaz, iğrenç bir cüceye. Siz de bütün bunları
neredeyse en küçük bir kuşku duymadan,
olağan birer olay gibi benimsemişsinizdir. İyi de
öte yandan mantığınızın en gergin olduğu,
olağanüstü bir güç, kurnazlık, sezgi, anlayış
gösterdiği anda nasıl olmuştur bu? Neden
uykudan uyanıp gerçek yaşama tam olarak
dönmek üzereyken, neredeyse her defasında,