Seni bilmem, fakat ben maddelerin fevkinde bir manevi bağa, insanları birbirine yaklaştıran bir hisse inanıyorum. Düşün, dünyada birbirini severek, birbirine yakın olmak hisleri de olmasa yaşamanın manası kalır mı?
Ah inanın, Kolomb Amerika’yı
keşfettiği anda değil, onu keşfederken mutluydu.
İnanın, mutluluğu belki de Yeni Dünya’yı
keşfetmeden üç gün önce doruğa çıkmıştı,
umutsuzluğa kapılan adamlarını gemiyi
Avrupa’ya döndürmek üzereyken kararlarından
vazgeçirdiği anda... Önemli olan Yeni Dünya
değildi, yerin dibine batsındı Yeni Dünya!
Neredeyse Yeni Dünya’yı görmeden, neyi
keşfettiğini anlamadan ölmüştü Kolomb. Önemli
olan yaşamdır, yalnızca yaşam... onun keşif
süreci, sürekli ve bitmek tükenmek bilmeden
yaşamı keşfetme çabası, yoksa keşfetmiş olmak
değil...
Mutsuzluklarının suçu
kimindir? Hem önlerinde altmış yıllık koca bir
ömür varken neden yaşamayı bilemiyorlar?
Önünde yaşayacağı altmış yılı varken neden
açlıktan ölmeyi kabullendi Zarnitsın?
Ah, Meyer’in duvarının dili olsa da konuşsa!
Çok şey yazdım ona. O pis duvarın üzerinde
ezbere bilmediğim tek leke yoktur. Lanet olası
duvar! Ama o yine de Pavlovsk’un bütün
ağaçlarından değerlidir benim için, yani şimdi
benim için herhangi bir şeyin değeri olsaydı,
Pavlovsk’un bütün ağaçlarından değerli olurdu...