Claire Keegan’ın Böyle Küçük Şeyler aslında büyük bir utancın ve uzun yıllar gizlenmiş bir adaletsizliğin hikâyesini anlatıyor: İrlanda’daki Magdalen çamaşırhanelerinin…
Kadınların, kız çocuklarının “ıslah” adı altında çalıştırıldığı, hapsedildiği, doğum yaparken ya da çocuklarını kaybederken kimsenin duymadığı o sistem… 1996’da kapatılmış olsa da, orada yaşananların yankısı hâlâ sürüyor.
Keegan’ın romanı, bu travmayı doğrudan anlatmıyor; ama bir babanın vicdanı üzerinden, toplumsal sessizliğin ne kadar yıkıcı olabileceğini gösteriyor.
Beni en çok sarsan, kitabın sonunda yer alan nottu:
“Bu kurumlarda kaç kız çocuğunun ve kadının alıkonulduğu, tutsak edildiği ve çalışmaya zorlandığı bilinmiyor. En az on bin, daha isabetli bir tahminle otuz bin.”
Bugün bizler, kadınların emeğinin, bedeninin, sesinin nasıl sistematik olarak bastırıldığını konuşurken; Keegan’ın bu “küçük şeyleri” hatırlatması aslında adaletin nerede başladığını gösteriyor:
Birinin görmezden gelmeyi reddetmesinde.