Hep geçmişten anlatılır. Daha yakın bir zamandan... Bu sabahtan anlatalım. Anlamaya çalışalım. Nedir bu "Cumhuriyet" dedikleri?
Sabah kalktın. Okula, parka, sahile, markete, işe gitmek için çıktın sokağa... Yarı uykulu halinle yola koyuldun. Başladın yürümeye ya da bindin otomobile. İlk gördüğün kadına bir bak. İşte O'dur Cumhuriyet. Ya işine ya okula ya da gezmeye gidiyordur.
Gidebiliyordur.
Özgürce!
Seslenip dene mesela...
"Cumhuriyet" de!
Dönüp bakar mutlaka.
Kimse bilmez. İlk adıdır Cumhuriyet.
Yol boyunca başkaca milletten askere denk gelmemiş, ananın bacının namusuyla ilgili kapıdan çıktığın an içine sıkıntı çökmemişse... İşte o gönül rahatlığının adı da Cumhuriyettir.
Umutsuzluğa yer olmayan yegâne adreslerden biri de odur. Zamanında ne durumlardan çıkabildiğinin ispatı; gurur ve onurun temsili de. Dik duruşun sözcük anlamı, sözcük diyebilmenin mutluluğu, mutluluğun ise adres tarifidir.
Tutsak kalmayanların özgürlüğü kavramasını beklemek; ateşten habersizlere yanığı tarif etmeye benzer. Tutsak zamanların yangın ülkesinde, her bir alevi söndürmeyi başaran kurtarıcıdır Cumhuriyet.
Ay yıldızlı bayrağındır! 🇹🇷
Minnettir!
Bir çift mavi gözün mucizesinin çevresinde şekillenen başarıya övgüdür.
İnançtır!
Ecdada sindiremedikleri o vazgeçişe, yurdun peşkeş çekilişine, zor zaman insanlarının çaresizliğine inadına inanmadan... Yola devam etmektir.
Aynı evden çıkarken aynaya bir bak.
Cumhuriyet senin gözlerindir.
Cumhuriyet...
İlk adındır.
Diğeri soy adın.