Abd'de okul saldırıları olduğunda bazıları çıkıp iyi ki bizim ülkemizde böyle şeyler olmuyor derdi. Bu şiddet eylemlerinin başka ülkelerde olup da bizde olmamasının sebebini de toplumsal bir çürüme yaşamamızla açıklıyorlardı. Aslında bu bakış açısı konudan epey uzak. Konu hakkında hiçbir bilginiz olmadığı anlamına geliyor. Şimdi açıkladığımda anlayacaksınız.
Abd yıllardır akran zorbalığı ve şiddetin her türlüsünü yaşıyor. Abd'nin dünyanın en zengin ve özgür ülkesi olduğunu söylemeye sanırım gerek yoktur. Konuyu yoksullukla veya mevcut hukuk sisteminin bozulmasıyla ilişkilendirenler hata ediyor. Bu saldırılarla alakalı başta FBI olmak üzere bir çok yerel ve federal kurumun bu suçların sebepleri ve çözümleri üzerine yayınları, makaleleri mevcut. Konuyla ilgilenenlerin profesyonel çalışmaları takip etmelerini tavsiye ederim.
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, çalışmalar bize bu suçların psikososyal olduğunu gösteriyor. Bunun dışında hiç bir etnik, ekonomik veya ideolojik etkenin bu suçlarla alakası yok. Okul saldırılarını gerçekleştiren suçluların ortak noktası "gruptan dışlanmış, itilmiş, sosyal olarak izole olmuş insanlar olması". Basit bir örnek vermek gerekirse, okul saldırıları düzenleyen gençlerle alakalı haberlerde hiç bir zaman saldırganın bir arkadaşının veya yakın olduğu bir ahbabının çıkıp konuştuğunu göremezsiniz. Bazen mağdurlar, saldırgan sınıf arkadaşları bile olsa, sanki bir yabancıdan bahseder gibi konuşurlar. Çünkü genelde bu profilin arkadaşları yoktur. Bu birincil faktör. Çalışmalar, günümüzde iyice yaygınlaşan "bireyselleşmeye" karşın, "kollektif" ve "birlik" ruhunun bu tür saldırıları önleyebileceğini söylüyor.
İkincil faktör ise bu saldırıların planlı yapılması ve gerçekleşmeden önce mutlaka sosyal medya veya arkadaş çevresine bu saldırının
YÜKSELEN AKREP İmajı: Ben karşı konulmaz biriyim.
Hayata Yaklaşımı: Ya hep, ya hiç!
Yükselen Akrep etkileyici, kuşkulu, kontrollü ve çatışmalara girmeye istekli bir kişisel stili vurgular. Akrep süreci artık yüzeydedir.
Akrep yükselirken doğan insan yoğunluğu, çekiciliği ve karizması ile insanların başını döndüren bir karaktere sahiptir. Her burcun bir olumlu, bir de olumsuz ifadesi vardır, fakat Akrep'inkiler daima aşırı uçlardadır. Her şeyi ya siyah, ya da beyaz görür.
İki sembolü vardır: doğasının düşük düzeyini yılan, spiritüel düzeyini ise yükseklerde uçan ve insanlara heybeti ile ilham kaynağı olan kartal simgeler. Bu dinamik enerjiye sahip kişinin yaşamında belki de en zor görevi gücünü en yapıcı bir şekilde kullanma yı öğrenmektir. Er ya da geç doğasının bu iki düzeyini bütünleştirip intikam ateşini söndürerek, sadece kendisini değil başkalarını da geliştirme yeteneğine sahip olduğunu anlaması zorunludur. Ya çok saf, ya da dertli ve derin görünür. Ama yüzeyin arkasına bakarsanız bu kişinin hiçbir şeyi hafife almadığını görürsi.inüz. İnsanları ve olayları ilk bakışta teşhis eder ve bu izlenimini çok zor değiştirir.
Guruları, hayat koçlarını, kişisel gelişimcileri okuyorum. Bu kitapları yazanlarda ortak bir kaç nokta var ve kesinlikle buna değinmeliyim. Bu adamların ortak bir mottosu var ve aşağı yukarı şöyle bir şey: "dünyayı sevgi kurtaracak". Bu söz doğru olmasına rağmen bu adamlarda sevgi denen değerin olduğuna şüphe duyuyorum. Çünkü bu adamlarda içten içe bir nefret var. Kendi büyüklüklerine, kendi aydınlanmalarına inanmayan herkese karşı derin bir aşağılama, kibirli bir tepeden bakış. Zamanında Osho'nun bir kitabını okurken, kendisinin Buda'dan daha büyük olduğunu yazdığı satırları şaşkınlık içerisinde okumuştum. Bunu dolaylı olarak değil, gayet iddialı bir şekilde ifade etmişti. Ben Buda'dan üstünüm, Buda kim oluyor ki?... İnanılmaz bir tepeden bakış. Muazzam bir narsisizm. Ki zaten bu tür eserleri yazmak için az'dan çok bir narsisizm gerektiği de açıktır. Kim dünyayı kurtarmaya talip oluyorsa, kimin dünyanın kurtuluşuna dair bir fikri varsa biraz delidir, kırıktır, biraz da kendini beğenmiştir. Ben dünyayı çözdüm ve bu kutlu sırrı siz aydınlanmamış avam kitlelere sunuyorum diyebilmek sağlıklı bir zihnin işi değildir. Akıl hastahaneleri kendini mehdi, mesih, peygamber sananlarla doludur. Kim size hakikati öğreteceğini vaat ediyorsa, hemen oradan kaçın.
Hem bu kadar kolay mı bu? Bakın kimse size hakikati öğretemez. Herkesin hakikati kendine hastır. Herkesin yaşam hikayesi kendincedir ve sizin bu hikayede kendinizi ve dünyayı keşfedeceği bir yolculuğunuz vardır. Yalnız başına çıkabileceğiz bir yolculuktur bu. Başkasının fikirlerini veya rehberliğini aldığınızda o kişini hakikatine şahit olursunuz ve bunun bize hiç bir faydası yoktur. Gerçek bir düşünürün, felsefecinin, aydın'ın işi, insanlara kendi hakikatini pazarlamak değil, sizin kendi hakikatinizi keşfetmenizi