Alonso Quijano

Alonso Quijano
@AlonsoQuijano
Eritus sicut Deus, scientes bonum et malum. (Genesis 3:5)
Bazen istemesen de gücün yetmez Mümtaz.
Mümtaz: - Bari gülme! N'olur, gülmekten vazgeç! diye yalvardı. - Nasıl gülmeyeyim? Her şeyi o kadar kendi hadlerine indirmiş, o kadar kendine benzetmişsin ki... O kadar küçücük varlığınla, onun hesaplarına bağlısın ki. Sonra o yaşama iptilan, ölçülü merhametin, küçük ıstırapların, ümitlerin, o kaçışlar, tapınmalar... Mümtaz kollarını sarkıttı: - Zalim olma Suat, dedi. Çok ıstırap çektim. Suat tekrar o geniş kahkahayla gülmeğe başladı: - Peki, öyle ise haydi gel, seni kurtarayım. - Gelemem, yapacağım işler var. - Hiçbir şey yapamazsın! Benimle gel. Hepsinden kurtulursun. Bunlar senin taşıyamayacağın yükler... Mümtaz, yolun ortasında bir daha durdu ve Suat'a baktı: - Hayır, dedi. Ben yükümün derecesine yükselebilirim. Yükselemezsem altında ezilmeğe razıyım. Fakat seninle gelmem.
Sayfa 390 - DÖRDÜNCÜ BÖLÜM: MÜMTAZ·Kitabı okudu
Edebiyat & Roman
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
- Peki, benden ne istiyorsun? Bu ısrarın sebebi ne? - Israr değil... vazife. Vazifem seninle beraber olmak. Şimdi senin koruyucu meleğin oldum. Mümtaz bir daha güldü; fakat gülüşünün çok sinirli olduğunu da farketti. - Bu olmaz! dedi. Sen bir ölüsün. Yani insansın -tekrar düşüncesini tashih etmek ihtiyacını duydu. "Ölülerle konuşmak o kadar güç oluyor ki..."- Yani insandın, demek istiyorum. Halbuki bu iş asıl meleklerin işidir. - Hayır, artık yetişemiyorlar. Son zamanlarda dünya nüfusu çok arttı. Her tarafta nüfusu arttırma politikası var. Melekler yetişemiyor; şimdi ölülere gördürüyorlar bu işi... Mümtaz ilk önce hiçbir cevap vermedi. Sonra birdenbire isyan etti: - Yalan söylüyorsun! dedi. Sen melek olamazsın. imkansız. Sen şeytanın kendisisin! Ve bir ölü ile bu tarzda konuştuğu için kalbi burkuldu. Bununla beraber sözlerine devam etti: - Sen beni aldatmak için kendini böyle süsledin. Oyununu biliyorum. Suat onun yüzüne hüzünle baktı: - Şeytan olsam, senin içinden konuşurdum. Beni göremezdin. - Ama, diye Mümtaz söze başladı. Bilir misin ki, seni gördüğüme çok memnun oldum. Hatta sevindim. Sonra tekrar onun yüzüne korka korka baktı. - Ne kadar güzelleşmişsin! Hem çok, çok güzel olmuşsun... Bu hüzün sana yakışıyor. Bilir misin neye benziyorsun? Betticelli'nin meleklerine... Hani o Passian'da İsa'ya üç çiviyi verene... Suat sözünü kesti: - Bırak bu manasız benzetmeleri... Bir şeyi öbürüne benzetmeden konuşamaz mısın? Bu fena huylar yüzünden işleri ne kadar karıştırdığınızı hala anlamadınız mı? Mümtaz bir çocuk gibi yalvardı: - Beni azarlama... O kadar sıkıntı çektim ki. Ben hiç de fena bir şey yapmadım; seni sadece güzel buldum. Niçin bu kadar güzelleştin?.. - Bir zihinde yaşayanlar daima güzeldirler.
Sayfa 388 - DÖRDÜNCÜ BÖLÜM: MÜMTAZ·Kitabı okudu
Edebiyat & Roman
"Böyle bir saatte? Belki de eşyayı bu kadar güzel bulduğum için hayattan boşanmış olabilirim. Niçin olmasın?" Çünkü bu güzellik duygusu ve içinde ona bir orkestra gibi refakat eden sevinç alelade bir duygu değildi. Bu bir nevi keşfe benziyordu. Hem o cins keşiflerden idi ki insana ancak en son dakikada, zihnin her şeyle alakasını kesip kendi kendisi olduğu, en saf şekilde işlediği anda gelebilirdi. Bu uçurumun başında bulunan hakikatlerdendi. İçindeki berraklık ancak böyle bir son an berraklığı olabilirdi. "Ne garip! Hiçbir şey öteki ile birleşmiyor. Her şeyi ayrı ayrı görüyorum" diye söylendi. Yanındaki adam cevap verdi: - Elbette birleşemez. çünkü hakikati görüyorsun. - Ama dün, evvelisi gün böyle görmüyor muydum? Hiç hakikat görmedim mi Bir kere karşılaşmadım mı? Adamı yanında hissediyor, yüzüne bakamıyor, fakat bunu tabii buluyordu. - Hayır... Çünkü o zaman etrafına kendi benliğinin arasından bakıyordun. Kendini seyrediyordun. Ne hayat ne eşya bütün değildir. Bütünlük insan kafasının vehmidir. - Peki şimdi benim benliğim yok mu? - Yok. O benim avucumda
Sayfa 385 - DÖRDÜNCÜ BÖLÜM: MÜMTAZ·Kitabı okudu
Edebiyat & Roman
Artık çok geç.
"Ne oluyorum?" diye bir daha düşündü. Muhakkak ki dünya ile arasında şimdiye kadar tanımadığı bir perde vardı. Çok şeffaf, son derecede vuzuh getirici bir şey onu dünyadan böyle ayırıyordu. Fakat dünyadan ayrılabilir miydi? "Hayat o kadar güzel ki..."
Sayfa 384 - DÖRDÜNCÜ BÖLÜM: MÜMTAZ·Kitabı okudu
Edebiyat & Roman
"Bu bir imkansızlık değil, belki bir isteksizlik. Acaba her şeye böyle kayıtsız mıyım? Dünyayı bir daha kendimde kuramayacak mıyım? Bir daha hatıralar bende konuşmayacak mı?" "Yoksa kendi kontrolüm altında iken çıldırıyor muyum? Böyle göz göre göre..."
Sayfa 384 - DÖRDÜNCÜ BÖLÜM: MÜMTAZ·Kitabı okudu
Edebiyat & Roman