Cumhuriyetin idaresinde kullandığımız anayasa gerçekten de tüm yurttaşların özgürlüğü ve eşitliği için tasarlanmıştır... Bize hükmeden tek bir adamın hakimiyeti altında tir tir titremiyoruz; birkaç kişinin yönetiminin kölesi de değiliz. Bizim özgürlüğümüz herkes için eşittir; sadece yasalar tarafından sınırlandırılmıştır ve insanlardan duyulan korkudan azadedir. Devlet görevine gelme ve yükselme umudu herkes için aynıdır... Şehrimiz, yurttaşlardan erdem ve dürüstlük bekler. Bu iki özelliğe sahip herkesin cumhuriyeti yönetebilecek kadar asil olduğu düşünülür.
[Floransalı Leonardo Bruni (1370-1444)]
Romalıların ise asil ve hür kabul ettiği sadece iki meslek vardı: tarım ve askerlik. Tüm yurttaşların yaşam giderleri yasal olarak Hazinece karşılandığından geçimlerini sağlayabilmek için hiçbir sordido artes/aşağılık işler (meslekleri böyle adlandırıyorlardı) yapmaları gerekmiyor, bu işler yasal olarak kölelere kalıyordu. Yaşlı Brutus, halkı ayaklandırmak için tiran Tarquinius'u bilhassa özgür yurttaşları zanaatkârlara ve duvarcılara dönüştürmekle suçlamıştı.
Tarihin babası Herodotos şöyle diyor: "Helenlerin çalışmayı hor görmeyi kesin olarak Mısırlılardan aldığını söyleyemem zira aynı horgörünün Trakyalılarda, İskitlerde, Perslerde, Lidyalılarda da yerleşmiş olduğunu görüyorum. Kısacası barbarların çoğunda mekanik sanatları öğrenenler hatta onların çocukları bile yurttaşlığın en alt seviyesinde görülür. Tüm Helenler, özellikle de Lakon bu ilkelerle yetiştirilir."
Amerika'da makineler, tereyağı imalatından buğday biçmeye dek tarımsal üretimin tüm kollarına yayılmıştır. Neden peki? Hür ve tembel Amerikalı, Fransız köylüsü gibi öküzce bir yaşam sürmektense ölümlerden ölüm beğenmeyi yeğleyeceği için. Bizim şanlı Fransa'mızda pek zahmetli, ağrılı sızılı bir iş olan toprak işçiliği Amerika'nın Batı'sında açık havada, oturarak ve keyifle pipo tüttürerek yapılan bir hoşça zaman geçirme etkinliğidir.