Alonso Quijano

Alonso Quijano
@AlonsoQuijano
Eritus sicut Deus, scientes bonum et malum. (Genesis 3:5)
Özgür ve Demokratik Bir Toplumda Akıl-Bilim İlişkisi Nedir?
9/10
·299 syf.··
Beğendi
·
2020 1. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2020 22:25
P. Feyerabend 1924 yılında Viyana’da doğdu. Eğitimini Avusturya’da tamamladı. Bilim Felsefesi üzerine yoğunlaştı. Avusturya dışında, ABD, İngiltere, İsviçre gibi ülkelerde önde gelen okullarda ders verdi. 1994 yılında öldü. 1978 yılında yayımlanan kitap üç ana bölümden oluşuyor. Birinci bölümde zaman zaman sıkıcı ve karmaşık bir dille “akıl ve pratik” ilişkisi incelenirken Feyerabend’in 1975 yılında yayımlanan Yönteme Karşı isimli eserine bol bol gönderme ve açıklama yapıldığını görüyoruz. İkinci bölümde kitabımızın ana konusu olan “özgür bir toplumda bilim” meselesi daha anlaşılır ve akıcı bir dille tartışılıyor. Üçüncü ve son bölüm ise Feyerabend’in az önce bahsi geçen iki kitabı, önceki makaleleri ve felsefesine yapılan eleştirilere zaman zaman sert, alaycı ve tartışmacı bir üslupla yanıt veriliyor. Yazar kitabının doğru okunmamış ve anlaşılmamış olduğunu ifade ediyor. Birçok düşüncesinin çarpıtılmış olduğundan yakınıyor. Kitabımızın yazarı meseleye bir Batı Pozitivizmi eleştirisi ile başlıyor. Modern bilimin Avrupa’da egemen hale gelmesi ve buna yakın tarihsel süreçte önce Avrupa’nın daha sonra da ABD’nin (birlikte Batı’yı oluştururlar) dünyaya siyasi, askeri ve ekonomik olarak egemen hale gelmesi sonucu geleneklerin doğrudan veya dolaylı olarak yok edildiğini öne sürüyor. Batı pozitivizmi ya da akılcılığı kendi tekelinde bir uzman/aydın sınıfı oluşturmuştur. Bunlar bilimi ve bilimselliği kendilerince yorumlarlar, toplumu şekillendirmek ve yönlendirmek isterler. Belli başlı kararların alınmasına öncülük etmek isterler ve bunu kendilerine hak olarak görürler. Feyerabend’in ilk sert tepkisi bu noktada görülüyor diyebiliriz. Demokratik bir toplumda böyle bir kliğin kararları kendi başına ve denetlenemez bir biçimde alması tam bir faciadır. Halkın bilimsel
Felsefe
Özgür Bir Toplumda BilimPaul Feyerabend · Ayrıntı Yayınları · 199179 okunma
Reklam
Evrim, Gen, Organizma ve Çevre... Buyrun bakalım :)
10/10
·180 syf.··
Beğendi
·
2019 48. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 09 Aralık 2019 01:33
Lewontin’den kısaca bahsetmek gerekirse, 1929 yılında New York’ta doğdu. Harvard Üniversitesi başta olmak üzere çeşitli üniversite ve akademilerde görev yaptı ve yapmaya devam ediyor. Çalıştığı alanlar ise evrimsel biyoloji, genetik ve popülasyon genetiği olarak biliniyor. Elimizdeki bu kitap dört ana başlıktan oluşuyor. İlk üç bölüm konferanslar şeklinde Milano’da sunulmuştur, son bölüm ise daha sonradan eklenmiş ve kitap metni ortaya çıkmıştır. 1. Gen ve Organizma: Tartışmaya mecaz kullanmadan bilim yapılamayacağını ifade ederek başlayan Lewontin daha sonra Descartes’in makine mecazını örnek göstererek başlıyor. Bu noktada yazarımızın ilk eleştirisi, mecazların gerçekliğin bir noktasını yakalamak konusunda bize yardımcı olduğunu kabul ederken, diğer yandan bunların mecaz olduğunu unutursak bundan sonra elimizdeki gerçekleri de mecaza uydurmaya çalışırız ve uymayan birçok noktayı görmezden geliriz. Örneğin, insanı makineye benzetirken bir noktadan sonra bunun bir benzetme olduğunu unuturuz ve insana dair her şeyi bir makine sistemine uydurmaya çalışırız. Daha sonra preformasyonist ve epigenetik kuramlara değinen yazar, gen ve organizma arasındaki ilişkiyi açıklarken günümüzde artık epigenetik kuramın kabul edildiğini düşünsek bile, aslında zaferin preformasyonist kurama ait olduğunu ifade ediyor. Preformasyonist görüş insan bedeninin sperm içerisinde minyatür halde varolduğunu ve yumurtadan aldığı besinle gelişerek bebek şekline geldiğini iddia ediyordu. Günümüzde ise organizmayı oluşturan bilginin ve gerekli mekanizmaların gen içerisinde zaten bulunduğunu ifade eden düşünce ile preformasyonist düşünce arasındaki paralelliğe dikkat çekiyor. İlerleyen kısımlarda ise fenotip ve genotip arasındaki ilişkinin bu şekilde olmadığını, organizmayı oluşturan bilginin kendi
Bilim
Üçlü SarmalR. C. Lewontin · Say Yayınları · 201383 okunma
Bilim-Devrim-Paradigma :)
9/10
·324 syf.··
Beğendi
·
2019 49. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 14 Aralık 2019 03:47
T. Kuhn 1922-1996 yılları arasında yaşamış, ABD’li filozof ve bilim insanıdır. Uzun yıllar Harvard başta olmak üzere, Berkeley, Princeton, MIT, Cambridge gibi üniversite ve enstitülerde ders verdi ve çalışmalar yaptı. Fizik bölümü mezunudur ve bilim tarihi, bilim felsefesi gibi alanlarda çalışma yapmıştır. Okuduğumuz bu denemesinde Kuhn, bilimin uç uca eklenerek ve birikimci bir süreç yoluyla ilerlediği fikrine karşı çıkıyor. Tez olarak bilimin kırılmalar, sıçramalar da diyebileceğimiz devrimsel süreçlerle günümüze geldiğini öne sürüyor. Paradigma, olağan bilim, bunalım ve olağanüstü bilim gibi kavramları da tartışmaya dahil ediyor. Kuhn’a göre bilimin işleyişi gözlem, deney vb. yollarla elde edilmiş bilgilerden yola çıkarak bir paradigma kurulmasıyla başlar. Paradigma kelimesini Kuhn’a göre tanımlamak istersek: “Paradigmaları, bir bilim çerçevesine belli bir süre için bir model sağlayan, yani örnek sorular ve çözümler temin eden, evrensel olarak kabul edilmiş bilimsel başarılar olarak tanımlıyorum. (Önsöz, 65. s)” Elbette birden fazla paradigma aynı anda ortaya çıkabilir ve bu durumda paradigmalar arasında bir mücadele süreci başlar. Sonunda bir tanesi galip gelir ve diğer paradigmalar belli bir süreliğine kaybolur. Hangi paradigma ile yola devam edileceği belli olduktan sonra ise Kuhn’un “olağan bilim” dediği süreç başlar. Bu süreçte amaç kuram ile olgu arasındaki boşluğu doldurmak için çalışmalar yapmaktır. Kuhn birçok bilim insanının hayatını bu süreç içerisinde devam ettirdiğini ifade ediyor. Kimi zaman sonucu ve aşamaları tamamen bilinse bile yine de deneyler düzenlenir. Olağan bilimin amacı yenilikler bulmak, keşifler yapmak değildir. Hatta tam tersi şekilde yeniliklere sıcak bakılmaz, beklenmeyen gözlem ve sonuçlara hata olarak bakılır. Kusur paradigmada değil
Bilim
Bilimsel Devrimlerin YapısıThomas S. Kuhn · Kırmızı Yayınları · 2021326 okunma
Okurken bu kadar çok zevk aldığım başka bir kitap hatırlamıyorum... :)
9/10
·84 syf.··
Beğendi
·
2019 16. kitabı
İlk defa okuduğum bir Gürpınar eseriydi.. Espriler, göndermeler o kadar hoş ve ince ki vakit kaybetmeden bu kitabı okumanızı öneririm. Eski zamanların mahalli hayatını doğrudan ilgilendiren bir konuyu gayet güzel ve pürüzsüz bir şekilde aktarıyor Üstad Gürpınar. İki tane Ermeni dost ile Efsuncu Baba'nın karşılaşması ve sonrasında gelişen bol efsunlu ve gizemli bir hikaye.. Yazıldığı döneme bakarsak kitap, vermek istediği mesajla gerçek bir başyapıt özelliği taşıyor.. Sonunda da Hüseyin Rahmi Gürpınar gayet açık bir şekilde topun namlusunu topluma çeviriyor. Karakter seçimi ve diyaloglar yine dönemi açısından çok başarılı. Şiveli konuşmalar çok hoşuma gitti ve İş Bankası Kültür Yayınları'nı bu kadar başarılı bir sadeleştirmeden dolayı tebrik etmek lazım. Hadi hep birlikte kendi içimizdeki Efsuncu Baba'yı keşfe çıkalım.. :)
Edebiyat
Efsuncu BabaHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202010,9bin okunma