T. Kuhn 1922-1996 yılları arasında yaşamış, ABD’li filozof ve bilim insanıdır. Uzun yıllar Harvard başta olmak üzere, Berkeley, Princeton, MIT, Cambridge gibi üniversite ve enstitülerde ders verdi ve çalışmalar yaptı. Fizik bölümü mezunudur ve bilim tarihi, bilim felsefesi gibi alanlarda çalışma yapmıştır.
Okuduğumuz bu denemesinde Kuhn, bilimin uç uca eklenerek ve birikimci bir süreç yoluyla ilerlediği fikrine karşı çıkıyor. Tez olarak bilimin kırılmalar, sıçramalar da diyebileceğimiz devrimsel süreçlerle günümüze geldiğini öne sürüyor. Paradigma, olağan bilim, bunalım ve olağanüstü bilim gibi kavramları da tartışmaya dahil ediyor.
Kuhn’a göre bilimin işleyişi gözlem, deney vb. yollarla elde edilmiş bilgilerden yola çıkarak bir paradigma kurulmasıyla başlar. Paradigma kelimesini Kuhn’a göre tanımlamak istersek: “Paradigmaları, bir bilim çerçevesine belli bir süre için bir model sağlayan, yani örnek sorular ve çözümler temin eden, evrensel olarak kabul edilmiş bilimsel başarılar olarak tanımlıyorum. (Önsöz, 65. s)” Elbette birden fazla paradigma aynı anda ortaya çıkabilir ve bu durumda paradigmalar arasında bir mücadele süreci başlar. Sonunda bir tanesi galip gelir ve diğer paradigmalar belli bir süreliğine kaybolur.
Hangi paradigma ile yola devam edileceği belli olduktan sonra ise Kuhn’un “olağan bilim” dediği süreç başlar. Bu süreçte amaç kuram ile olgu arasındaki boşluğu doldurmak için çalışmalar yapmaktır. Kuhn birçok bilim insanının hayatını bu süreç içerisinde devam ettirdiğini ifade ediyor. Kimi zaman sonucu ve aşamaları tamamen bilinse bile yine de deneyler düzenlenir. Olağan bilimin amacı yenilikler bulmak, keşifler yapmak değildir. Hatta tam tersi şekilde yeniliklere sıcak bakılmaz, beklenmeyen gözlem ve sonuçlara hata olarak bakılır. Kusur paradigmada değil