Bir kitapta kahramanı engelleme şansımız yoktur. Tıpkı bir film izlerken sadece bakmakla kalakaldığımız gibi. Her zaman Werther’imiz var olacak.Sadece acı duyduğumuzda yaşatıp açığa çıkardığımız zamanlarda beraber paylaşacağımız şeyler olacak. En sonunda bu filmi daha önce izledim diyeceksiniz.
Ama bizi biz yapan acılarımızdır. Her kim ne söylerse söylesin büyük acılar insanı üstün yapar.
Kitapta kaldığım kısım ise şu;
İnsanda hem uzaklara gitmek, yeni keşifler yapmak,gezip dolaşmak hem de sınırlamalara gönüllü olarak boyun eğmek, alışkanlıkların açtığı yolda ilerlerken sağa sola sapmamakla ilgili dürtüler konusunda çok kafa yordum.
Biz insanlar güzel günlerin azlığından,kötü günlerinse çokluğundan sık sık yakınırız.
Bana kalırsa Tanrı’nın bize her gün sunduğu güzel şeylerin tadını çıkaracak kadar kalbimizin kapıları açık olursa,başımıza gelen kötü şeylere katlanacak gücümüz olur...
Yıllar yârlardan, yârlar yıllardan vefâsız… Kara baht bir kasırga gibi. Bu ne baş döndürücü iş? Geceler günleri, günler geceleri kovalıyor; cefalar cefaları kolluyor. Saçlarımızda aklar akları, alnımızda çizgiler çizgileri doğuruyor...