Geri Bildirim
  • I
    Sorgulamaların;
    Bir başka deyişle,
    İç hesaplaşman
    ya da
    vicdanının sesini dinlemen,
    Âcizane içindeki çocuğu dillendirmen...
    Neyse ne;
    Bütün bunlar iç dünyandaki,
    Artı ve eksilerindir...
    Elindekiler yani; var olanların artıların...
    Kaybettiklerin ile
    Çözümleyemediklerin ise, eksilerin...
    Bu nasıl cendere,
    Bu nasıl kaos,
    Bu nasıl kısır döngü?..
    II
    Gelgelelim arayışların bile,
    Sorgulamalarını yumuşatmaz...
    Tüm bu düşünce ve duygu yoğunluğun;
    "Fani" oluşunun göstergesi...
    "Var oluş" örüntüsüdür oysa...
    Ne dersen de
    İçinde kendinle,
    Dışarıda etki alanındaki her şeyle;
    Mücadele içerisindedir aslında...
    Pekiyi, ne için?
    (Cevabı sana bırakmam sevgili okur..)
    Tabi ki de "huzur" diye tabir ettiğimiz "dinginlik hali" için...
    III
    Sorgulanırsın bazen, sevdiklerince...
    Ya da sevdiğini söyleyenlerce yargılanırsın, bir aşama ötesinde...
    Ve tuhaf olan şudur ki;
    "Zanlı" bellidir...
    (Cevabı sana bıraktım bu defa sevgili okur, zanlıyı sen bul!)
    Sorgulama da göstermelik olup, yapılacak infazın ilk aşamasıdır...
    Ve aslolan gerçek şudur ki;
    İçerde ya da dışarıda fark etmez
    "Hep öyle yaparlar zaten ya yerler ya da harcarlar…"
    IV
    Sevgi,
    Sevda,
    Aşk...
    Adı ne olursa olsun değişmeyen
    Ve değişmeyecek olan hakikat:
    "Bencilliktir..."
    "Ben" sevginin ta kendisi,
    "Ego" ilk önceliğidir...
    Tema, "ben olduğum sürece"
    o da olacak;
    "Ben" varsam "biz" olacaktır, şeklindedir...
    Oysa
    Biz içindeki "ben"
    Tüm mesele içindeki saklı “mesel” budur...
  • Varolmanın distopyasında,boyun eğmekten kurtulmak isteyen bir beden..
    Ruhun bedene esir oluşundaki,kaotik olgu.
    Bedenin,ruhu azad etme çabasındaki,kısır döngü.
    Saliseler geçerken,varoluşumu,beynimin mi yoksa ruhumun mu,algıladığı ikileminin karmaşası..
    Benliğimin,milyarlarca galaksinin,hatta evrenin
    sınırlarını aşıp,paralel evrenlerin ütopyasında, okyanusta zerre dahi olmayan, aciz dünyada sıkışıp kalan aidiyetimiz mi,bizi mestetmeyen?Kainatta yok olacağımız korkusu mu bizi irite eden?
    Her halükarda ve mevzu bahiste, anlamlandıramadığım kaygılarımın uçurumundaki aciziyetimin en büyük yanıtını,irtihal verecektir.
    E.E
  • Fakat zihnini yordukça, çözümüni istediği bilmece karışır; bilmecenin çözümü güçlendikçe, zihnindeki yorgunluk artar; hayali ise bu kısır döngü içinde hayran hayran dolaşır durur..
    Namık Kemal
    Sayfa 14 - Kapı Yayınları
  • Kısır döngü içinde dolanıp durmuyoruz, yukarı doğru ilerliyoruz sürekli, çember dediğin bir spiraldir, birçok basamağını da çıktık bu spiralin.
    Hermann Hesse
    Sayfa 28 - Can Yayınları
  • Medeniyetlerin/ Toplumların ya da kişinin iman ettiği veya kabullendiği İLAHİ NİSBETLER, yani ilahi isimler ve nitelikler onların dünyasında farklılık arz etmeye başladığında, farklılaştığında, değiştiğinde ve/veya dönüştüğünde hukuk değişmekte ve farklılaşmaktadır.
    HUKUK değiştiğinde, başka hukuku seçtiğinizde, hukukunuzu değiştirdiğinizde, hukukunuzu farklılaştırdığınızda tecelliler değişmektedir. Hayatınızla ilgili eşya ve olayların yansımaları değişmektedir. Daha önce başka türlü algıladığınız olayı hukukunuzu değiştirdiğiniz zaman başka türlü algılamaktasınız. Tüm yansımalar, tecelliler farklılaşmaktadır.
    TECELLİLER değiştiğinde, eşya ve olayların yansımaları değiştiğinde, daha farklı algılandığında, amaçlar, gayeler değişmekte, maksatlar farklılaşmaktadır. MAKSATLAR değiştiğinde, gayeler farklılaştığında yönelişler farklılaşmaktadır. YÖNELİŞLER farklılaştığında, değiştiğinde hareketler farklılaşmaktadır.
    HAREKETLER farklılaştığında, davranış biçimleri değiştiğinde zaman algısı değişmekte, zamanlar farklılaşmaktadır.
    ZAMANLAR değiştiğinde ise davranış biçimlerimiz değişime dönüşüme uğramaktadır, toplum olarak da insan olarak da. Zamanlar farklılaştığında haller farklılaşmaktadır. HALLER değiştiğinde ise İLAHİ NİSBETLER değişmektedir.
    Görüldüğü üzere başa dönüş yaptık… Bu dönüşten ve döngüden dolayı , döngünün kısır olduğu gibi bir anlayışa kapılmak en büyük hata olur zira bu döngünün her bir maddesi ayrı bir kainattır… Medeniyetler için de / Toplum için de / İnsan için de bu döngü geçerlidir ve fert bazında konuşulacak olursa insan bu döngünün içine bir yerden girmeli ve varlığının bilgi bilinç ve aşkı yani varlığının farkındalığını yakalayabilmelidir.
  • “Korkarım ki yaşam denen güçlükler yığını başa çıkılmayacak kadar geniş’ dedi Wylie. ‘Üstesinden gelinen her güçlük, yerini bir başkasına bırakıyor. İnsan gereksinmeleri kısır bir döngü oluşturuyor. Biri tatmin edilir edilmez, öteki çıkıyor karşımıza.”
    Samuel Beckett
    Sayfa 48 - Ayrıntı Yayınları, 5.basım, 2017.