Fena Halde Leman

Attila İlhan
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Leman
9/10
·298 syf.··
Beğendi
·
2019 256. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 24 Kasım 2019 00:21
2.dünya savaşı sonrası dönemde bir gazete editörünün, egenin zengin bir ailesi hakkında bilgi toplamak amacıyla giriştiği araştırma neticesinde, beklemediği tarz ve derinlikte bir hayat öyküsüne ulaşması. Attila İlhan İzmir'de başlayıp Pariste sonlanan ve eşini kaybeden Leman üzerinden cinselliği, erotizmi, farklı tarzda tercihlerin de yaşamın içinde bulunduğunu farklı bir diyalektik-materyalizm sarmalı içinde aktarıyor. Özellikle eski Türkçe tarzı diyalogları anlamakla birlikte bir parça zorlandığımı itiraf etmeliyim. Ancak romana kusursuz bir hava kattığı da yadsınamaz. Keyifli okumalar dilerim.
Edebiyat
Fena Halde LemanAttila İlhan · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2009477 okunma
'yapmacıklar zamanla alışkanlığa dönüşüp gerçeklik kazanabilir.'
Puan vermedi·298 syf.··
2024 11. kitabı
başta politik bir kitap sanmıştım, ama attila ilhanca yazılan şeylerin hiç birisinde politika siyaset olmadan olmaz. zaten roman 70'li yıllarda yazıldığı için, kaptan 12 mart muhtırası'nı eleştiremeden de geçememiş. bu kitap, cinsel yönelimlerin psikolojisini açıklayan Yanlış Kadınlar Yanlış Erkekler kitabının romanlaştırılmış hali gibi geldi bana. 70'li yıllarda üçüncü bir cinsiyetin psikolojik tahlilini yapmak biraz cesaret işi açıkçası. romanda; oldukça maskülen ve alımlı ve zengin, varlıklı bir kadın olan leman'ın evliliğine entegre olabilmek için benliğine nasıl rest çektiğini anlatıyor. ama aslında dikkat edilmesi gereken en önemli husus; leman, romanda anlatılanların hiç birisini yaşamadı sadece hayalinde kafasının içinde yaşadığı şeyleri anlattı, kitabın sonundaki; 'Mutluydum, mutluluğum çocukların mutluluğu, biraz da delilerin. Ekrem'le (kocam, sevgilim, bir tanem) hiç yapmadığım inanılmaz bir seyahatten, belki de hiç ayrılmadığım balkonuma dönüyorum.' cümlesinden anlatıların hepsinin hayalde olduğunu düşünüyorum. ahım şahım bir akıcılık yok ama ana fikre bakacak olursak, sandığımız kişi olmak telaşına düşerken, aslında olduğumuz kişiyi ıskalayabiliyoruz. sapkınlık olduğu düşünüldüğü için yanaşılmayan eylemler, bizi biz yapan asıl şeyler olabilir. veyahut ilişkileri sağlıklı kılmak için vazgeçtiğiniz her parçanız sizi yabancı birisiyle baş başa bırakabilir. dün bizi biz yaptığını sandığımız şeyler, hayatın bize kattığı kalıcı ve yahut geçici ilinekler olabilir. 'yapmacıklar zamanla alışkanlığa dönüşüp gerçeklik kazanabilir.'
Fena Halde LemanAttila İlhan · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2009477 okunma
Attilâ İlhan'ın Leman'ı...
10/10
·298 syf.··
Beğendi
·
2020 29. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 23 Kasım 2020 14:59
Attilâ İlhan... Tam bir Attilâ İlhan kitabı... Yine kendine has kelimelerin kullanımı, yine kendine has insan, çevre tasvirleri, betimlemeleriyle gözlerimizin önüne seriyor yaşanan sahneleri, gerçeklikleri... Yaşadığı İzmir ve Paris günleriyle oralara hakim olduğunu kanıtlarcasına yaptığı tanımlamalar sayesinde o yıllardaki güzellikleri, sanki o gün yaşıyor hissi uyandırmayı başarıyor okuyucu da... Her daim okumaya ve okutmaya devam ediyor kitap... Yine akıcı ve kullanılan kelimelerin ağdalığıyla tam bir Attilâ İlhan kitabı... Okuyanlara güzel dakikalar yaşatıyor ve okumanızı tavsiye ederim...
İlişkiler
Fena Halde LemanAttila İlhan · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2009477 okunma
Puan vermedi·298 syf.·
2022 10. kitabı
Attila İlhan’ın okuduğum ilk romanı. Beklentimin fazlaca üstünde kalan bir romandı. Şiirlerini okurken nasıl kendinden geçirmeyi başarıyorsa okurlarına romanda da aynısı söz konusuydu. Yazar o kadar hayatın içinden ama o kadar görmezden gelinen bu konuyu öyle ustalıkla anlatmış ki okurken konuya dair en ufak bir huzursuzluk dahi düşmüyor insanın içine. Bir aşkı yaşayabilmek için değişmeyi göze alıp, sırf değişmeyi göze aldığı için o aşkı yaşayamayan güzel Leman gerçeklerin farkına vardığında her şey için çok geç olacaktı ve Lemanın gerçeklerin farkına vardıktan sonra kişilik karmaşası, kendini arayışı, iç dünyasındaki yaşadığı sarsıntı, hayatı sorgulayışı, geçmişine dönüp dönüp gelişi ve kocasıyla yaşayamadıklarının pişmanlığı. Kitabı okurken Leman’ı yaşıyorsun adeta.
Edebiyat
Fena Halde LemanAttila İlhan · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2009477 okunma
8/10
·298 syf.··
Beğendi
·
2025 12. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2025 17:45
Özellikle kitabın başlarındaki eski Türkçe kelimeler ve cümleler beni o kadar zorladı ki acaba şansımı zorlamamalı mıyım diye düşündüm. Ama zamanla alıştığım ve okuduğuma pişman etmeyen, beni etkileyen bir kitap oldu. Elbette ki bahsettiğim eski Türkçe kısmıyla ve anlatımın biraz karmaşık, sade, yavaş oluşuyla beni zorlamış olsa da saydığım bütün bu olumsuz görünen niteliklerine rağmen kitabı her elime aldığımda bir heyecan hissettim ve elimden bırakırken de biraz kendime kızdım burada bırakılır mı şimdi diye. Uzun bir macera oldu benim için, farklı ve tehlikeli bir okuma olduğu da söylenebilir. Daha farklı nasıl anlatabilirim bilmiyorum. Dönemine göre düşündüğümde bir Türk edebiyatı eseri için fazlasıyla aykırılık taşıdığını rahatlıkla söyleyebilirim herhalde. Hatta günümüzde bile okuyacak birçok kişi için aykırı ve tabu oluşturacak bir kitap diyebilirim. Bu yüzden eğer bu tabular ve önyargılara sahipseniz okumamanız bir yana kitaptan uzak durmanızı tavsiye ederim. Tabii tabu ve önyargı dışında bir de kitabın öyle çok akıcı ve kolay okunabilir bir kitap olmamasından kaynaklı olarak, eğer okuma hızınızın düşük olduğu bir dönemdeyseniz ertelemeniz sizin yararınıza olur.
Fena Halde LemanAttila İlhan · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2009477 okunma
3/10
·298 syf.··
2024 145. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 12 Aralık 2024 11:12
Kitap gayet güzel başladı ve gidiyordu ama ta ki lezbiyen bir aşkın konusuna geçene dek. Eşcinsel, biseksüel ilişkileri sevmiyorsanız, kitabı asla önermem. Ben de kitabı büyük bir eziyetle bitirdim. Attila İlhan çok sevdiğim bir yazar ve şairdir ama bu kitabı bana göre fiyaskoydu.
Fena Halde LemanAttila İlhan · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2009477 okunma
9/10
·298 syf.··
Beğendi
·
2019 5. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2019 00:00
Günümüzde dünyanın pek çok noktasında hala tabu olan cinselliğe ışık tutulan Fena Halde Leman’da İzmir-Paris arasında mekik dokurken cinsel kimlikleri değil yaşadıkları topum/çevre, kendileri tarafından bile tam kabul görmemiş karakterlerin birbirleri ile yaşadıkları ilişkilere, bu ilişkiler çerçevesinde cinselliği derinlemesine keşiflerine, bu keşifleri ile tabuları yıkmalarına şahit oluyoruz. Yazıldığı dönem dikkate alındığında sadece Türkiye için değil, dünya için de önemli bir yapıt olan romanda, asıl adı Jeanne olan Leman Korkut, eski milletvekili olan iş adamı kocasının Paris’te intiharı üzerine çocukluk şehrine dönüyor ve kocasının intiharı üzerindeki sisli perdeyi aralamaya çalışıyor. Paris’in acı gerçeklerle dolu sokaklarında ve gecelerinde dolaşırken yer yer tüyleriniz diken diken olacak.
Fena Halde LemanAttila İlhan · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2009477 okunma
5/10
·298 syf.·
2023 21. kitabı
Düşüncelerimi tam olarak nasıl ifade edebilirim bilmiyorum. Çok yorucu bir anlatımdı okurken inanılmaz yordu beni. Ama bir gerçek varki iki cinsiyet dışındaki var olan ama maalesef hala kabul görmeyen üçüncü cinsiyetin dünyası iyi anlatılmış.
Fena Halde LemanAttila İlhan · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2009477 okunma
7/10
·298 syf.··
2019 62. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 03 Eylül 2019 03:50
Genel olarak güzel bir kurguya sahip, son sayfasına kadar şaşırtmayı başarıyor, her bölüm, sonraki bölümde ne olacağını merak ediyorsunuz. Hayret. Şaşılacak derecede yazıldığı dönem göz önüne alınırsa homofobiden de uzak. Atilla İlhan mı eleştiriyorsun diyenler çıkmadan, kitap iki farklı anlatıcıyla yazılıyor ama yazım dilinde ya da anlatım tarzında bir fark yok, yani sanki aynı insan anlatıyor her şeyi, ne mana? Çok derine inersen tabii heteroseksüel bir adamın fantezi dünyası da diyebilirsin ama ben demiyorum çünkü o kadar ince düşünmüyorum. Kitapları benimle dinlemek ister misiniz? Okuduklarımı yetinmeyip bir de yorumluyorum. Podcast Bir kitap bin hayat. ama tabi her yerde olduğum için de aşağıda linklerim. birinden birini takibe alın, her hafta buluşalım. Youtube ; youtube.com/channel/UCbg_... Spotify ; open.spotify.com/show/2u0H87r... Soundcloud ; soundcloud.com/birkitapbinhayat
Fena Halde LemanAttila İlhan · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2009477 okunma
8/10
·327 syf.·
2020 18. kitabı
Nihat Erim hükümeti, muhtira filan bahsettiğinden, kitabın başlangıcının 1971 civarında geçtiğini anlıyorum. Bir gazete editörü, Ege'nin zengin bir ailesi hakkında bilgi toplamak istiyor ancak hiç beklemediği bir hayat hikayesine ulaşıyor. Hikaye, yıllar öncesine gidiyor, o sıralarda kimlerin nasıl zengin olduklarına dair ufak ipuçları veriyor. Hatta kitabın başlarında acaba siyasi bir kitap mı diye düşünmeden edemiyorum. Daha sonra olayların boyutları oldukça farklılaşıyor. Paris'te yaşayan Jeanine'nin nasıl İzmir'li Leman'a dönüştüğü ile başlıyor. Eşini kaybeden Leman'ın ve etrafındakilerin farklı cinsel tercihleri, sapkınlıkları, duyguları, hırsları ile devam ediyor ve sona buluyor. Yazıldığı dönem itibarıyla oldukça cesur bir roman. Hatta belki bugün için bile hala cesur sayılabilir. Severek okuduğumu söyleyemem ama yarıda da bırakmaya gönlüm razı olmadı, çünkü genelde kitaplarımı bırakamam, hep haksızlık yapıyor gibi hissderim. Ama tavsiye edermiyim, sanıyorum etmem :)
Fena Halde LemanAttila İlhan · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2009477 okunma

Yazar Hakkında

Attila İlhanYazar · 61 kitap
Attilâ İlhan (15 Haziran 1925 - 10 Ekim 2005), Türk şair, romancı, düşünür, deneme yazarı, gazeteci, senarist ve eleştirmen. Aydın çalışmalarıyla Türk edebiyat ve düşünce dünyasına önemli katkıları olmuştur. 15 Haziran 1925'te İzmir, Menemen'de doğdu. İlk ve orta eğitiminin büyük bir bölümünü İzmir ve babasının işi dolayısıyla gittikleri farklı bölgelerde tamamladı. İzmir Atatürk Lisesi'nin birinci sınıfındayken mektuplaştığı bir kıza yazdığı Nazım Hikmet şiirleriyle yakalanmasıyla 1941 Şubat'ında, 16 yaşındayken tutuklandı ve okuldan uzaklaştırıldı. Üç hafta gözaltında kaldı. İki ay hapiste yattı. Türkiye'nin hiçbir yerinde okuyamayacağına dair bir belge verilince, eğitim hayatına ara vermek zorunda kaldı. Danıştay kararıyla, 1944 yılında okuma hakkını tekrar kazandı ve İstanbul Işık Lisesi'ne yazıldı. Lise son sınıftayken amcasının kendisinden habersiz katıldığı CHP Şiir Armağanında Cebbaroğlu Mehemmed şiiriyle ikincilik ödülünü pek çok ünlü şairi geride bırakarak aldı. 1946'da mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne kaydoldu. Üniversite hayatının başarılı geçen yıllarında Yığın ve Gün gibi dergilerde ilk şiirleri yayımlanmaya başladı. 1948'de ilk şiir kitabı Duvar'ı kendi imkânlarıyla yayımladı. Paris yılları 1948 yılında, üniversite ikinci sınıftayken Nâzım Hikmet'i kurtarma hareketine katılmak üzere ilk kez Paris'e gitti. Bu harekette faal olarak yer aldı. Fransız toplumu ve orada bulunduğu çevreye ilişkin gözlemleri daha sonraki eserlerinde yer alan birçok karakter ve olaya temel oluşturmuştur. Türkiye'ye geri dönüşünde başı sık sık polisle derde girdi. Sansaryan Han'daki sorgulamalar ölüm, tehlike, gerilim temalarının işlendiği eserlerinde önemli rol oynamıştır. Şair bu gerilim havasını ilk şiirlerinde olmasa da özellikle Bela Çiçeği gibi kitaplarında eski günlerini yâd ettiği ya da eleştirdiği şiirlerini yayımladı. Birkaç kez gözaltına alındı. Attilâ İlhan, "Kaptan" lakabının kendisine Paris yıllarında bir dönem sakal bırakması üzerine arkadaşları tarafından yakıştırıldığını belirtmiştir. Lakabın yayılmasında beş bölümden oluşan Kaptan şiiri etkili olmuştur. İstanbul-İzmir-Paris üçgeni 1951 yılında Gerçek gazetesinde bir yazısından dolayı soruşturmaya uğrayınca Paris'e tekrar gitti. Fransa'daki bu dönem, Attilâ İlhan'ın Fransızcayı ve Marksizmi öğrendiği yıllardır. 1950'li yılları İstanbul-İzmir-Paris üçgeni içerisinde geçiren Attilâ İlhan, bu dönemde ismini yavaş yavaş Türkiye çapında duyurmaya başladı. Yurda döndükten sonra, Hukuk Fakültesi'ne devam etti. Ancak son sınıfta gazeteciliğe başlamasıyla beraber öğrenimini yarıda bıraktı. Sinemayla olan ilişkisi, yine bu dönemde, 1953'te Vatan gazetesinde sinema eleştirileri yazmasıyla başlamıştır. Sanatta Çok Yönlülük 1957'de gittiği Erzincan'da askerliğini yaptıktan sonra İstanbul'a dönüş yapan Attilâ İlhan, sinema çalışmalarına ağırlık verdi. On beşe yakın senaryoya Ali Kaptanoğlu adıyla imza attı. Sinemada aradığını bulamayınca, 1960'ta Paris'e geri döndü. Sosyalizmin geldiği aşamaları ve televizyonculuğu incelediği bu dönem, babasının ölmesiyle birlikte yazarın İzmir dönemini başlattı. Sekiz yıl İzmir'de kaldığı dönemde, Demokrat İzmir gazetesinin başyazarlığını ve genel yayın yönetmenliğini yürüttü. Aynı yıllarda, şiir kitabı olarak Yasak Sevişmek ve Aynanın İçindekiler dizisinden Bıçağın Ucu yayımlandı. 1968'de Biket İlhan ile evlendi, 15 yıl evli kaldı. İstanbul'a dönüş 1973'te Bilgi Yayınevi'nin danışmanlığını üstlenerek Ankara'ya taşındı. Sırtlan Payı ve Yaraya Tuz Basmak'ı Ankara'da yazdı. 1981'e kadar Ankara'da kalan yazar Fena Halde Leman adlı romanını tamamladıktan sonra İstanbul'a yerleşti. İstanbul'da gazetecilik serüveni Milliyet (2 Mart 1982 - 15 Kasım 1987) ve Gelişim Yayınları ile devam etti. Bir süre Güneş gazetesinde yazan Attilâ İlhan, 1993-1996 yılları arasında Meydan gazetesinde yazmaya devam etti. 1996 yılından 2005 yılına kadar köşe yazılarını Cumhuriyet gazetesinde sürdürdü. 1970'lerde Türkiye'de televizyon yayınlarının başlaması ve geniş kitlelere ulaşmasıyla beraber Attilâ İlhan da senaryo yazmaya geri döndü. Sekiz Sütuna Manşet, Kartallar Yüksek Uçar ve Yarın Artık Bugündür halk tarafından beğeniyle izlenilen diziler oldu. İlk romanı Sokaktaki Adam yayımlandığında 10 roman yazmıştı. Bunlar hiç gün ışığına çıkmadı. Attilâ İlhan bunun sebebini bir söyleşide şöyle açıklıyor: "... birçok roman yazdım daha önceden. Ama neden yayınlamadım? Çok akıllıca bir sebebi vardı. Çünkü biliyorum ki yazarlar ilk romanlarında kendilerini anlatırlar. O da romancılık değildir. Günlük tutmaktır." (Düşün, Haziran 1996). Roman serüvenine başladığında döneminin diğer yazarları daha çok yerel ve kırsal olayları, kişileri işlerken Attilâ İlhan şehir insanını Türkiye'nin yakın dönem tarihini siyasal, ekonomik ve sosyal yanlarıyla ele alan bir yapı içerisinde işliyordu. Sadece İstanbul ve İzmir gibi Türkiye'nin büyük şehirlerini, işlediği dönemin yaşam tarzını, ekonomik ve sosyal sorunlarını kahramanlarının gözüyle yansıtmakla yetinmiyor; aynı zamanda, batı kültürünün Türkiye'ye ne şekilde yansıdığını, olumlu ve olumsuz etkilerini, çizdiği karakterlerle ve Avrupa'daki şehirlerle örtüşen bir yapı içerisinde inceleniyordu. Hazırlık ve arayış dönemi Romanda "hazırlık ve arayış dönemi" diye nitelendirilebilecek dönemde, yayımladığı Sokaktaki Adam ve Zenciler Birbirine Benzemez'de yazarın Paris'te yaşadığı yıllara ait deneyimlerinin ve gözlemlerinin karakterlere yansıdığı görülür. Yazıldığı yıllarda Türkiye'deki Batılılaşma uğruna toplumdan kopan kişilerin bocalamaları Sokaktaki Adam'da ele alınırken, Zenciler Birbirine Benzemez'de Avrupa'da komünist ve antikomünist mültecilerle karşılaşan, hayal kırıklığına uğramış bir devrimci anlatılır. Her bölümün farklı bir karakterin ağzından aktarıldığı Sokaktaki Adam, Attilâ İlhan'ın edebiyatımıza getirdiği yeni bir söylem olarak alınabilir. Daha sonraki romanlarında da görüleceği gibi, diyalektik bir yaklaşımla işlenen olaylarda kahramanlar güçlü ve zayıf yanlarıyla okura ulaşır; birbirlerini suçlamaz ve okuyucuda ön yargı oluşturmazlar. Attilâ İlhan, Zenciler Birbirine Benzemez için şunları söylemiştir: "Kitap 'soğuk savaş'ın en belalı döneminde yazıldı, yayınlandı. Çok ikircikli bir sorunu tartışıyordum. Romanın kahramanı, İstanbul'daki ve Paris'teki 'solcu' çevrelerle düşüp kalkıyor, bunlarla ilişkilerini ve tartışmalarını anlatıyordu, her şeyi olduğu gibi yazmak, romanın yayımlanmasından vazgeçmekle eşitti. Bu bakımdan, içeriğine hafif flu bir hava verdim." Romanın dilinin farklılığını ise yazıldığı dönem içerisinde yoğun Fransızca çalışmasına bağlayan yazar, bazı cümleleri Fransızca düşünüp Türkçe yazmıştır. Olgunluk dönemi Yazarın "olgunluk dönemi" diye tanımlanabilecek edebiyat süreci Kurtlar Sofrası ile başlar. Sokaktaki Adam'da ne istediğini değil, ne istemediğini bilen biri anlatılırken; Zenciler Birbirine Benzemez'de Mehmed-Ali istedikleri ile istemedikleri arasında mütereddit bir karakteri yansıtmaktadır. Oysa Kurtlar Sofrası'nda Mahmud ne istediğini çok iyi bilen bir karakteri çizer. Bu üç romanıyla Attilâ İlhan Türk aydınına farklı açılardan bakar, fikirlerini diyalektik-materyalist bir sentez içinde derleyerek Türkiye için bir sentez önerir – ki sonradan yazdığı yedi kitaplık Aynanın İçindekiler serisi de bu zemine oturmaktadır. Bıçağın Ucu, Sırtlan Payı, Yaraya Tuz Basmak, Dersaadet'te Sabah Ezanları, O Karanlıkta Biz, Allah'ın Süngüleri: Reis Paşa ve Gazi Paşa bu seriyi oluşturan romanlardır. Her romanda yer alan karakterler, Türkiye'nin tarihinde köşe başlarını oluşturmuş dönemlere ayna tutan aydınlardır. Tarihi olaylar, politik ve sosyal dengelerle ele alınır. Birbirleriyle bağlantısı olan karakterlerden her biri bir romanda ön plana çıkar ve olaylar onun gözlemleriyle aktarılır. Bu serinin bütünü irdelendiğinde yine, yazarın Türk aydınına yakın tarihimize bir bakma şansı tanıdığını ve kendi toplumcu-gerçekçi bakış açısıyla önergeler sunduğu görülür. Ölümü Attilâ İlhan ilk kalp krizini 1985 yılında geçirdi. Bu tarihten sonra kardiyolojik sorunları devam eden İlhan'ın 2004'ten itibaren sağlık durumu daha da bozuldu. 10 Ekim 2005'te İstanbul'daki evinde geçirdiği ikinci kalp krizi sonucu hayata veda ettiğinde 80 yaşındaydı. Tiyatro ve sinema sanatçıları Çolpan İlhan'ın ağabeyi ve Kerem Alışık'ın dayısıdır. 2003 Sertel Demokrasi Ödülü'ne layık görülmüştür. 1946 CHP Şiir Yarışması İkinciliği, 1974 Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü Tutuklunun Günlüğü ile, 1974 Yunus Nadi Roman Armağanı Sırtlan Payı ile, vefatından sonra 2007 yılında kurulan Attilâ İlhan Bilim Sanat Kültür Vakfı çalışmalarına devam etmektedir. Kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Attilâ_İlhan