Tung-hular, fırsattan faydalanarak, onların kutsal saydıkları çok değerli bir atla, Me-te'nin hanımının kendilerine verilmesini istediler.
Beyler bu istekleri kesinlikle reddetmelerine rağmen, Me-te, “Komşu
olarak yaşayan insanların birbirinden bir at veya bir kadın istemeleri nedir ki?” diyerek, Tung-hular'ın isteklerini yerine getirdi. Bu defa Tung-hular, Kalgan'ın güney batısında hayvancılığa ve yaşamaya elverişli olmayan bir çöl parçasını istediler. Esasen istenilen toprak, hiç kimseye ait değildi. Sınır karakolları bile onun uç kısımlarındaydı ve
Hunlar'ın batısına, Tung-hular'ın doğusuna düşüyordu. Bu defa beyler, kimsenin bir işine yaramayan toprak parçası için “verilsin mi, verilmesin mi?” şeklinde bir münakaşa yapmanın dahi gereksiz olduğu şeklinde görüş bildirdiler. Fakat Me-te, “Toprak bir devletin temelidir,
nasıl veriririz onu?!” diyerek, verilmesinden yana tavır takınanların hepsinin kellesini vurdurdu. Sonra da Tung-hular üzerine sefer açtı. Bir saldırı beklemeyen Tung-hular, yenildiler. Tabiî bütün toprakları, sürüleri ve malvarlıkları da galiplerin eline geçti. Tung-hular’dan kurtulmayı başaranlar, Wu-huan dağına çekildiler ve bundan sonraki tarihlerinde “Wu-huan”lar olarak bilindiler. Aşağı-yukarı Mançurya bozkırlarının tamamı Me-te'nin eline geçmişti.
Mo-tu onların cins bir atını çaldı ve bu ada kaçıp geri döndü. T'ou-man [onun] güçlü ve kahraman [biri] olduğunu anlayınca, [onu] 10 bin atlının komutanı yaptı.
Mo-tu, bunun üzerine öten oklar yaptırdı. Atlılarına okçuluk talimleri yaptırarak şöyle emretti:
"Öten okumu attığım yere peşimden atmayanın kafası kesilecektir. " Kuş ve hayvan avı düzenleyerek öten okun atıldığı yere ok atmayanların derhal kafası kesildi. Bundan sonra, Mo-tu öten okuyla kendi güzelim atını okladı. Yanındakilerden kimiileri [kendi atlarına ok atmaya cesaret edemediler. Mo-tu güzel atını oklamayanları derhal öldürttü. Bir süre sonra, yine öten okuyla sevgili karısını okladı. Çevresindekilerden kimileri çekingenlik gösterip [kendi eşlerini oklamaya cesaret edemediler. Mo-tu bunları da öldürttü. Daha sonra, Mo-tu ava çıktı, öten okuyla Ch'an-yü'nün cins atını okladı. Çevresindekilerden hepsi de ok attılar. Böylece Mo-tu yanındakilerin tümünün güvenilir olduğunu anladı. [Bir süre sonra] babası Ch'an-yü T'ou-man ile birlikte ava çıktı ve öten okunu T'ou-man'a attı, çevresindekilerin hepsi de öten oku izleyip Ch' an-yü T'ou-man'ı oklayarak öldürdüler. Bunu izleyerek üvey annesi ile erkek kardeşi ve kendisine katılmayan ileri gelenlerin tümü öldürüldü. Mo-tu kendisini Ch'an-yü ilan etti (MÖ 209).