Uzun - ince bir yolda motosikletliyim ve maalesef başımda kaskım yok. Biraz keyiften, biraz da rüzgarın etkisiyle sürekli sırıtıyorum. Ön dişlerime yapışan sinekler, geride kalan zamanın özeti.
Hiçbir şey yapılmıyordu bize - sadece mutlak hiçliğin içine koymuşlardı bizi, zira bilindiği gibi dünyada hiçbir şey hiçlik kadar büyük bir baskı yapmaz insan ruhunda.
Gerçekten çok akıcı bir anlatım ama sadece o kadar !
Sonuna kadar yazara saygımdan ve "acaba Pulitzer Ödülünü nasıl aldı?" diyerek okudum. Sürükleyecek bir konu bulamadım, sıkıcı bir insanın saçma hayatından başka bir şey yok bence. Hele o şiveli konuşmalar tamamen dikkat dağıtıcı.
Ben bu romanın komedi olmadığını düşünüyorum.