Anlıyor musunuz, anlıyor musunuz sayın bayım, bir insanın artık gidebileceği hiçbir yerinin olmaması ne demektir, anlıyor musunuz? Çünkü her insanın gidebileceği hiç değilse bir yerin olması gerekmez mi?..
Bazen hayatta öyle karşılaşmalar olur ki, hem de hiç tanımadığımız insanlarla, bir tek sözcük bile konuşmadan, birdenbire, tek bir bakışla ilgilenmeye başlayıveririz.
Jack London çok sevdiğim, kalemini çok beğendiğim bir yazar. Yıldız Gezgini de Martin Eden’dan sonra en beğenilen kitaplarından biri, bu yüzden kitaptan beklentim çok yüksekti ama maalesef beklentimi hiç karşılamadı. Bir hevesle başladım ama ilerledikçe okumakta çok zorlandım. Hiç akıcı değildi benim için, sayfalar elime yapışıp kaldı. Baş karakterin farklı bedenlerde yaptığı yolculuklar da beni pek içine almadı. Hiçbir hikayeyi içselleştiremedim, karakterlerle bağ kuramadım. Hatta yarım bırakmayı bile düşündüm ama bir şekilde kendimi zorlayarak bitirdim.
Açıkcası bu kadar sevilen bir kitabın bende bıraktığı etki beni hem şaşırttı hem de hayal kırıklığına uğrattı. Belki de yanlış zamanda okumuşumdur, bilmiyorum. Başka bir zamanda tekrar şans vermeyi düşünüyorum.