“Seni endişelendirme korkusu, seni nasıl beklediğimi söylememe izin vermiyor. Seni görene kadar geçecek olan her gün üzerimde ağırlık yapıyor, beni eziyor. İki ay daha! Bu bana senden uzakta geçen onca zamandan çok daha uzun geliyor! Bekleyişimi oyalamak için denediğim her yol bana anlamsız ve geçici geliyor, hiçbir şeye katlanamıyorum. Kitapların erdemi, çekiciliği kalmadı. Gezintiler tatsız, doğanın tamamı etkisini yitirdi; bahçe renksiz, kokusuz. Senin yaptığın işleri, senin tarafından seçilmeyen, seni senden sürekli uzak tutan, yoran, günlerini hızlandıran ve akşamları yorgun bir halde uykunun kucağına atan şu zorunlu görevleri kıskanıyorum.”