Kayhan T.

Sorun, ortak gücün bütünü kadar bireyi ve bireyin malını da savunacak ve koruyacak bir birlik biçimi bulmaktır; bu birliğin bir ferdi olan birey, bir yandan herkesle bütünleşirken, diğer yandan da kendisine sadık kalabilmeli, eskiden olduğu gibi özgür olabilmelidir. Toplum Sözleşmesi'nin çözümünü sunduğu esas problem budur. Bu sözleşmenin maddeleri (...) tek bir maddeye indirgenebilir - her bir ortağın kendisini tüm haklarıyla birlikte toplumun bütününe devretmesinden ibarettir; çünkü her bir bireyin kendisini tümüyle teslim etmesi, şartların herkes için aynı olması, yani kimsenin kimseye fazladan bir şeyler yüklemek suretiyle çıkar sağlayamaması durumudur. (...) Ve nihayet, kendisini herkese teslim eden birey, hiç kimseye teslim etmemekte, verdiğinin hakkın karşılığını birliğin her bir üyesinden geri alabilmekte, kaybettiği her şeyin eşdeğerlisine hak kazanmakta, sahip olduklarını korumak için artırılmış güç sahibi olmaktadır. (...) Toplum sözleşmenin tali unsurlarını ayıklarsak, aşağıdaki tanımlara indirgendiği görülür: "Her birimiz - kişiliğini ve tüm gücünü, çoğunluk iradesinin en üst yönetimi altında umuma sunar ve her üyeyi, müşterek kabiliyetimiz içerisinde, bütünün bölünmez bir parçası olarak kabul ederiz." Toplum Sözleşmesi - Jean Jacques Rousseau
Sayfa 1116 - Kapı·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Yasama ve yürütme güçleri bir kişide veya aynı yargıçlar topluluğunda birleşmişse, burada özgürlük olamaz, çünkü aynı hükümdarın veya senatonun gaddar yasalar koyup bunları gaddarca uygulayabileceği korkusu ile endişeler doğabilir. Tekrar etmek gerekirse, yargı gücü, yasama ve yürütme gücünden ayrılmamışsa özgürlük yoktur. Eğer yasamayla birleşirse süjenin hayatı ve özgürlüğü keyfi bir kontrole maruz kalacaktır, çünkü yargıç artık yasa koyucu olacaktır. Yürütme gücüyle birleşirse eğer, yargıç şiddet ve zulümle davranabilir. Kanunların Ruhu - Baron de Montesquieu
Sayfa 1110 - Kapı·Kitabı okudu
Genel olarak, dilimiz gibi kalemimiz de riski ve ödülü kendi sorumluluğumuzda olan doğal bir hakkımızdır. Pek çok yorucu kitap biliyorum ama kötülüğe gerçekten neden olan kitap bilmiyorum. İlahiyatçılar veya sözde siyasetçiler, "Bazı gerçekleri ya da çelişkileri yayımlarsanız din mahvolur, hükümet elden gider," diye haykırırlar, "Bir keşiş ya da memurdan izin almadığınız sürüce, düşünmeye kalkışmayın. İnsanın kendi adına düşünmesi, ivi düzene karşıdır. Felsefe Sözlüğü - Voltaire
Sayfa 1106 - Kapı·Kitabı okudu
İngiliz Anayasası mükemmelliğin o noktasına fiilen ulaştı, bunun neticesinde herkese hemen tüm monarşilerde yoksun bırakıldıkları doğal hakları iade edildi. Bu haklar, kişi ve mülkiyette tam bir özgürlük, basında bağımsızlık, tüm ceza davalarında bağımsız bir jüri tarafından yargılanma hakkı, sadece Anglikan veya resmen tanınmış kiliselerin mensuplarının düzenleyebilecekleri ayin ve törenleri reddederek, her ne olursa olsun, dini inancını rahatsız edilmeden açıkça dile getirebilme hakkı. Bunlar adları konmuş imtiyazlardır. Ve doğrusu, dünyadaki pek çok milletle kıyaslandığında, paha biçilmez imtiyazlardır. Felsefe Sözlüğü - Voltaire
Sayfa 1014 - Kapı·Kitabı okudu
Birçok sahte mucize ve kehanet ve doğaüstü olay örneği, tüm çağlar boyunca ya karşı delillerle ortaya çıkarıldı ya da saçmalıkları yüzünden kendi kendilerini ortaya çıkardılar ve bunlar insanoğlunun olağandışılıklara ve mucizevi şeylere olan kuvvetli eğilimi yeterince kanıtlamıştır ve akla uygun olarak bu çeşit tüm ilişkilere karşı bir şüphe doğurmalıdır. İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma - David Hume
Sayfa 1086 - Kapı·Kitabı okudu