Gerçeklerle yüzleşebilen herkes bilir ki, kamuoyu, onu oluşturan bireylerden söküp alınabilecek oyların toplamından farklı bir şeydir. Her ülkede kamuoyu oluşumuna hiçbir katkısı olmayan pek çok insan vardır: devletin işleyişiyle ilgilenmeyen, bu işleyişte bir rol almayı düşünmeyen ve bunu yapmaları halinde, bir başka sınıfın yönlendirmesine maruz kalacak olan kalabalıklar vardır. Bu kalabalıkların oyunu arazi sahibi, rahip veya muhalif bir rahip veya piskopos veya vaiz vb. yerel kamuoyu önderleri yönlendirecek, bu oyları kazanma ve artırma sanatı, saf bir demokraside siyaset pratiğinin temel unsurlarından biri olacaktır.
Bunu elde etmek üzere farklı araçlar kullanılacaktır. Bazen seçmen tehdit edilecek veya doğrudan rüşvet vermek suretiyle ikna edilecektir. Seçmen para için, içki için ya da kendisinden daha güçlü birisinin gözüne girmek veya onun hoşnutsuzluğunu bertaraf etmek için oy verecek; kiracı mal sahibini, borçlu kredi vereni, esnaf müşterisini göz önünde bulunduracaktır. Binbir sıkıntı ve yoksulluk içindeki insan hiç de önem vermediği, hakkında hiçbir şey bilmediği bir konuda oy vermek zorunda kalırsa,yukarıda belirtildiği türden etkiler altında kaldığı için suçlanamaz. Bir bu kadar çok sayıda oy, sınıfsal açgözlülüğe müracaatla kazanılacaktır. Demagog, seçmeni, vereceği şu veya bu siyasi çizgideki oyunun mensup olduğu sınıfın çıkarına olduğuna ikna ederek tavlamaya çalışacak, onun en yüce hayallerine hitap edecek; mevcut sözleşmeye sadık kalmaması halinde, vergi ve vergilendirme gücünün el değiştireceğini veya devlet babanın alanını genişleteceğini, mülkiyetin bir sınıftan diğerine aktarılabileceğini söyleyerek umut dağıtacak; bunu yaparken, ısrarla ve çoğu kez başarıyla, sınıflar arasındaki kıskaçlık ve antipati duygularını körükleyecektir. Sınıflar